Bütün cinayetlerinin sorumluluğu tapma gücündedir: Bir tanrıyı yakışıksızca seven kişi, başkalarını da onu sevmeye zorlar, buna razı olmazlarsa onları yok etmeye de hazırdır. Hiçbir hoşgörüsüzlük, ideolojik taviz vermezlik veya din yayıcılığı yoktur ki, şevkin hayvanî temelini açığa vurmasın. Hele insan ilgisizlik melekesi'ni bir yitirsin: Potansiyel bir katil haline gelir.
Bir tutam saçla başlayan bir fedakârlık…
Gülbahar, sevdiği adamı kurtarmak için gururunu değil, kalbini seçti.
Ahmed ise aşkını değil, gururunu dinledi.
Ve o gurur, bir ömrün sonunu yazdı.
Paşa da bir zamanlar dağlıydı,
ama dağını değil, kalbini kaybetti.
Belki de bu hikâyede herkes biraz hain,
ama en çok kendi duygusuna ihanet edenler.
şu dağlardan, ovalardan kopup gelen kalabalığı düşünüyordu. Bunlar bir erkek ve bir kadının mutluluğu için buraya toplanmışlardı. Dışardan bakınca öyle görünüyordu. Ama bunun altında çok şey vardı. İnanılmaz bir öfke vardı. Yüz bin yılın başkaldırma duygusu vardı. Şu konuşmayan, kıpırdamayan öfke... Bir delikanlıyla bir kızın sevdasını bahane eden öfke... Gittikçe zaman bozuluyor ve halk azıtıyor.