Doktor sorusunu yineledi. Bardağın neresini
görüyormuşum. Eğer hâlâ bir bardak varsa, dolu ya da boş olması kimin umurunda.
“Kendisini,” dedim.
Suyu içtim.
Dokunsalar ağlayacakmışsın. Dokunmamışlar. Yine de ağlamışsın; dostun gözünden akan bir damla yaşın yeryüzündeki bütün gölleri tuz gölü yaptığını bilmez gibi.