Tarih okurken Monroe Doktrini diye bir başlık ile karşılaştım. Bu, 19.yy. da Amerika'nın Avrupa işlerine karışmayıp kendi içinde güçlenmesi anlamına geliyor.
Bunu yalnız bir devlet değil; zaman zaman ben de yapmalıyım diye düşündüm. Diğer insanların işlerine, hayatlarına karışmayarak kendi içimde güçlenmek...
İdama mahkum! Hangi kitapta okudum bunu bilemiyorum ama yalnızca iyi şeylerden söz eden bir kitapta "Bütün insanlar günü belirsiz bir ölüme mahkumdurlar. " diye bir cümle okumuştum. Peki o halde benim için değişen ne vardı ki?
Acımak, Reşat Nuri Güntekin'in okuduğum ikinci kitabı. ( İlki Çalıkuşu ) Yine aynı samimiyet, yine aynı duygu yoğunluğu, yine aynı akıcılık... Ha! Unutmadan, yine idealist bir kadın öğretmen karakteri . Bazı kitapların sonunu anladığımda okumayı bırakırım ancak bu kitapta tahmin ettiğim olayların olmasına rağmen bırakmadım. Çünkü çok güzel bir dili var.
Kürk Mantolu Madonna'yı okuduğum zaman; çevremdeki sessiz, sakin, içine kapanık memurların geçmişte yaşadıkları bir aşk hikayesi olup olmadığını merak etmiştim. Bu kitaptan sonra da sokaktaki ayyaşların yüreğindeki acıları merak edeceğim.
Ben başkalarının hayatlarını çok merak ediyorum bu yüzden kitap okuyorum.
Bu kitap da sizin hayata ya da insanlara olan bakış açınızı değiştirebilir.
Kitaplar iyi ki varlar.