WALTER

Değerler
Benim için yaşamın değeri hep bir merak konusudur. Okuyarak deneyimleyerek hayata dair bir değer arıyorum. Açıkçası bulmak düşündüğümden çok daha zor olucak sanırım. Nereye koymak istesem o değeri hep bir boşlukla karşılaşıyorum. Bu bir yandan bana çokça değersiz hissettiriyor. Bir yandan da doyumsuz bir merakla bir değer aramak hoşuma gidiyor. Peki ne bu değerler gerçekten? İnsanlık dediğimiz ve çokça değer atfettiğimiz bu canlı türünün değerleri ne? Bilim, sanat ve felsefe sayesinde kendi çapımızda gelişmiş bir medeniyet inşa ettik fakat bunun bir değeri olabilir mi? Peki ya türümüz arasındaki insan ilişkileri bir şey ifade ediyor mu? Ailemizle, arkadaşlarımızla, sevgililerimizle kurduğumuz o bağlar gerçekten bu kadar da değerli mi yoksa her zamam yaptığımız gibi bazı şeyleri abartıyor muyuz? Bunlara cevap vermesi oldukça güç ama rasyonel bir açıdan bakarsak bence pek de değerli gözükmüyor. O halde ne için yaşamalı? Hepimiz fark etmesek de aslında kendi değerlerimizi yaratıp yıkıyoruz. Bazen ailemiz için, bazen de hırslarımız uğruna yaşıyoruz. Bu kadar çabuk inşa edip yıkabildiğimiz bu değerler bizi kısa yaşamımız içinde bir türlü hayatta tutuyor. İyi ki evrimsel süreçte daha uzun telomerlere sahip olmamışız da değersizlikten intihara çok maruz kalmamışız. Bu da evrimsel bir sürecin parçası olabilir belki kim bilir? Kolektif bir değer bulmak gerçekten çok zor belki de imkansız. İnşa ettiğimiz değerler inanılmaz hassas ve bizden kolayca alınabilecek değerler. İnsanlığın, yaşamın hatta evrenin bu kadar değersiz olması çok acınası duruyor. Şu an çok garip bir ana şahit oluyorsunuz çünkü evren kendi kendisini acınası buluyor. İşte bu kadar da absürd hayat Camus'un da deyişiyle. Kendimizi soyutlamaya çalıştığımız okyanusun rastgele bir damlasıyız ve kalan damlaları görüp
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Güç mü Ahlak mı
İnsanın karar vermesi gereken konulardan biri de hayatını nasıl yaşayacağıdır. Genelde küçüklükte basit bir kararmış gibi gözükür. Bize verilenlere uygun şekilde yaşamak tek doğru yolmuş gibidir fakat eğer size verilenle yetinmeyip rahatsızlık çıkarmaya başlarsanız güçlükler baş gösterir. Yeterince cesursanız kendi değerlerinizi inşa etmeye başlarsınız fakat daha en başta çok ciddi bir problemle karşı karşıyasınızdır. Güçlü olmak uğruna her türlü değeri hiçe mi saymalı yoksa ne olursa olsun ahlaklı bir insan olmaktan vazgeçmemeli mi? Basit bakış açısıyla bir tanrı problemine benzer bu çıkmaz ancak ya tanrı dediğimiz varlık için kötü veya iyi diye bir şey yoksa yalnızca güçlü ve zayıf varsa? Doğaya bakmak diğer bir çözüm yolu olarak gözükebilir. Doğaya baktığımızda çok net bir şekilde görürüz ki iyi veya kötü diye adlandırdığımız kavramlar doğanın kendisinde yoktur. Doğa sadece güçlünün genlerini aktardığı zayıfın ise elendiği bir oyun alanıdır. Peki bizi diğer canlılardan ayıran bir özellik yok mu? Doğal olan doğru olmak zorunda mı? Ahlak belki de gelişmiş sosyal zekamız sayesinde yapay olarak oluşturduğumuz, gerçekliğe sahip olmayan bir kavramdır. Böyle olması durumunda ya kendimizi ahlakın iyi bir şey olduğuna inandırarak yaşamaya devam edeceğiz ya da gerçekle yüzleşip güç uğruna yaşayacağız. Asıl ürpertici olan ise olmasına ihtiyaç duyduğumuz tanrının bizim yarattığımız ahlak kurallarının tam zıddı özelliklere sahip olan "kötü" bir tanrı olmasıdır. Bu aslında yıllardır cevap verilemeyen kötülük problemine de bir çözüm olur. Belki de kötülük problemi yoktur çünkü zaten tanrı kötüdür. Eğer tanrı kötüyse ve bizler de onun hakim olduğu evrenin bir parçasıysak onun kuralları tek gerçektir. Diğer bir deyişle eğer tanrı kötüyse biz de kötü olmak zorundayız.

WALTER

, bir kitap okudu
7/10
·224 syf.·
Beğendi
·
2025 18. kitabı
Afşar Timuçin
7.7/10 · 34 okunma
"Basit insanın davranışı ve özyapısı şudur: o hiçbir zaman iyiliği de kötülüğü de kendinden beklemez, dıştan bekler. Filozofun davranışı ve özyapısı şudur: o iyiliği ve kötülüğü yalnızca kendinden bekler."
Epiktetos·Kitabı okudu