Tamam eyvallah dünya hayatı başlı başına sınav da, içinde de türlü türlü sınavlar var ve ben önümüzdeki günlerde bunlardan epey yaşayacağım. Biliyorum beni kırmaz ve dua edersiniz siz...
Lütfen...
Daha evvel bu mecrada "Şiir nasıl okunur, o edebi zevke nasıl erişilir?" diyerek bir yardım çığlığı atmıştım; tabii ki popüler gürültünün arasında o çığlık da cevapsız kalmıştı. Hasılı, yıllar evvel büyük bir niyetle başladığım bu yolculukta, tüm şiirleri "Ancak durursa anlaşılır saatin kaç olduğu" dizgisi gibi derin ve sarsıcı bulacağımı ummuştum. Fakat ne yazık ki netice beklediğim gibi çıkmadı. Yine de başladığım işi yarım bırakmadım ve bitti işte.Açık konuşmak gerekirse, eseri pek sevemedim ve kendimi de bir türlü metne veremedim. İçinde yoğun bir anlam derinliğinden ziyade, adeta "anlaşılması zor olsun" diye kasıtlı olarak zorlanmış, yapay imgelerle boğulmuş şiirler var. Şiir okuyucusunun zihnini ve ruhunu besleyen o asil damarı bu sayfada bulamadım. Bir Necip Fazıl’ın Çile’sindeki o varoluşsal sancıyı, Nazım Hikmet’in Memleketimden İnsan Manzaraları’ndaki o muazzam toplum portresini aradı gözlerim. Zaten Mehmet Akif’in Safahat’ını bu ligin çok üzerinde tuttuğum için hiç saymıyorum bile.Büyük zirvelerin gölgesinde yetişmiş bir okur olarak, bu yapay zorlamalara verebileceğim nihai puan 6/10. Popüler akımların hatırına okunmasa da hiçbir şey kaybedilmeyecek, rafa kaldırılsa da yeri aranmayacak bir tecrübe oldu. Kelimelerin gerçek haysiyetini ve samimiyetini özleyenler için rota bellidir; vitrinler değil, klasikler.
Yağmur yağar taş üstüne
Bir yar sevdim baş üstüne
Sensiz gün doğsa gölgem yok
Yağmur yağar gül üstüne
Evvel benim gel üstüme
Ahirim varmış fikrim yok
Hüsnü Arkan
*Koyu kısım efsane değil mi?
youtu.be/2lEkmTycteI?si=...