Aşk da böyle başlar, isyan da.
Hayat böyle başlar aslında. İnceldiği yerden kopar, tak eder cana, battı balık yan gider, "Öleceksek ölelim," der biri, öteki "Yaşa!" der, "Zaten demirden korkan trene binmez." "Tabii canım,"diye ekler beriki,"Ateş olsa cürmü kadar yer yakar." "Yakarsa dünyayı..."diye başlar söze biri, diğeri "Biz yakarız!"diye bitirir ve "Ya herro ya merro!"denip çıkılır kapıdan hayata, bir ömrü adamakıllı yaşamaya.
Seninle ben adamakıllı yaşadık. Yaşıyoruz sonuçta. Hiçiz ikimiz de. Ama her şeyiz bir arada.
Atatürk diktatördü. Buna hayır diyen tarih bilmiyor demektir. Ama hürriyeti öğrenebilmek için bazen diktatörlük gereklidir. Sen bin sene hürriyeti hiç tecrübe etmemiş bir topluma hürriyeti bir tercih olarak takdim edemezsin. Hüsrana uğrarsın. Bugün dahi Türk toplumunun hür olmayı öğrendiğini zannetmiyorum. Siyasi tercihler bunu gösteriyor. Lider arıyor, çoban arıyor kendine insanımız. Halbuki Atatürk, bundan kurtulun diyor. "Ben size hiçbir ayet, hiçbir doktrin bırakmıyorum, kafanızı kullanın. Probleminize göre çözüm getirin."