Uzaklığın ne demek olduğunu çok iyi biliyorsun. İnsanın mezara girmeden çok önce çürümeye başladığını; ruhların, bedenlerden evvel çürüdüğünü.
Şimdi kemik ağrısı gibi derinden gelen o can sıkıntısından duyduğun o ıstırabı dindirmenin peşindesin. Kusurlarınla yüzleştikçe başın öne eğiliyor. Başkalarının bilmesinden endişe duyarken kendine yakalandın.
Etrafındaki duvarlara bakıp duruyorsun çıkış yolu bulabilmek için. Bir mucize arar gibi.
Kimsenin umurunda olmayacak tutsaklığın.
Duvarlar kalın.