Sefiller’den sonra okuduğum en iyi Victor Hugo eseri olabilir. Hikâye, 15. yüzyıl Fransa’sında, Orta Çağ karanlığının etkisinin derinden hissedildiği bir dönemde geçiyor. Beni en çok etkileyen iki karakter oldu. Biri, bebekken annesinden sinsice koparılıp Romanlar arasında büyüyen, masum ve güzeller güzeli Esmeralda. Diğeri ise görünüşü nedeniyle lanetlenen, canavar ilan edilen, dışlanan ama buna rağmen Esmeralda için hayatını siper eden Quasimodo.
Esmeralda ne kadar iyi niyetli olsa da o dönemin karanlık zihniyetinden ne yazık ki kurtulamıyor. Esmeralda’nın akıbetine karar veren, mantıktan yoksun; hurafelere ve cadılara inanan bir mahkemenin, kanıtları çarpıtıp uydurdukları senaryoyu haklı çıkarmaya çalışarak bir hükme varması gerçekten korkunçtu. Daha da korkuncu, bu tür olayların o dönemlerde ne yazık ki gerçekte de yaşanmış olmasıydı.
Bir yanda ezilen ve değersiz görülen halk, diğer yanda kralla yakın temasta olan çıkarcı yöneticiler… Roman yalnızca bir dram değil, bir düzen eleştirisi sunuyor.
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Medya kullanımını önemli ölçüde kısıtladığında ne kadar çok zamana, enerjiye ve saf beyin gücüne sahip olabileceğini hiç düşündün mü? Her an bir skandal, gelişme ve birçoğu asla gerçekleşmeyen potansiyel kriz tarafından heyecanlandırılıp öfkelendirilmediğinde kendini ne kadar dinlenmiş ve ne kadar şimdiki zamanda hissedebileceğini hiç düşündün mü?