yaz bana. memleket karışmış, bir daha tuttuğun takım maçı kaybetmiş, en sevdiğin film tekrar vizyona girecekmiş… muhakkak yaz. işten çıkınca, sokakta bir kediye rastlayınca, gökte bulutları belki bir armuta benzettiğin vakit yaz. bulutun armuta benzemesi nereden baksan şaşırılacak şeydir.
boynu bükük bir çiçek görürsen gaz, gri kaldırım taşlarının arasına karışmış kırmızı renk taşı görünce yaz. bahane çok, sen tut birinin yakasından onun için yaz. canın sıkılır belki, yaz. ben gülmenin her koşulda bir yolunu bulurum, güldürürüm seni. sen gülmek için yaz.
az çok anlarım şiirden, kelimeler yüreğini daraltırsa yaz. şarkılar söylerim saan. oje rengi seçmek istersen, belki sadece susmak istersen yaz. seni sevmek, en sevdiğim iple bana örülmüş bir kazak gibi bir histir şimdi. sen tut ilmeğin ucundan, onun için yaz.
-ayşegül kızılarslan.
Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor ki;
"Çok yiyip içerek kalbi öldürmeyin. Çünkü çok sulanmış bitkinin kuruması gibi oburluk da kalbi öldürür."
Salihlerden biri mideyi, kalbin altında kaynayan ve buharı kalbi saran bir kazana benzetir, buharın çokluğu kalbi lekeler, hatta karartır. Oburluk, anlayış ve bilgi azlığına yol açar, mide şişkinliği, zekâ keskinliğini giderir.
Dumbledore, gülümseyerek, "Türlü türlü cesaret vardır," dedi. "Düşmanlarımıza karşı koymak yürek ister, ama dostlarımıza karşı koymak da yürek ister..."