"Şimdi tutturduğum yolu sonuna dek sürdürmek zorundayım; okumazsam, kendi bildiğim gibi çalışmazsam, hiçbir şey yapmazsam, aramaktan vazgeçersem, işte o zaman yok olurum. En acı yazgı olur benimki."
Anlam arayışının da benzeri şekilde paradoksal olduğuna inanıyorum: onu mantıklı olarak ne kadar ararsak, o kadar az buluruz; insanın anlam konusunda ortaya koyabileceği sorular her zaman yanıtlardan daha uzun ömürlü olur.
Terapistlerin dikkat etmesi gereken bir başka şey, gerçek önemli oluşun, galaktik bakış açısının "önemli olmayışıyla" ilişkili umutsuzluğun altında yattığıdır. Örneğin, Schopenhaurer, hiçbir şeyin önemli olmadığı, "hiçbir şeyin çabalamaya değmediği" sonucuna varmış olsa da birçok şey önemliydi onun için. Başkalarını hiçbir şeyin önemli olmadığına ikna etmek önemliydi; Hegelci düşünce sistemine karşı çıkmak, hayatının sonuna dek aktif bir şekilde yazmak, intihara kalkışmak yerine felsefe yapmak önemliydi. Tuğla taşıyan moronlarla ilgili intihar notunu yazan adam için bile bazı şeyler önemliydi: insan durumunu anlamak ve vardığı sonuçları başkalarına iletmek önemliydi. Intiharından önce benim yardımımı isteseydi, onun bu "önem taşıyan" hayat arama parçasıyla bağlantı kurmaya çalışırdım.
Hayattan çok fazla geriye çekilme sürecinde yapısal olarak zararlı bir şey vardır. Kendimizi hayattan çekip uzaktaki seyirciler haline geldiğimizde olaylar önemini yitirir. Filozofların "galaktik" ya da "nebula'nın gözü" bakış açısı (veya "kozmik" ya da "global" bakış açısı) olarak ifade ettikleri bu bakış açısından kendimiz ve çevremizi oluşturan yaratıklar önemsiz ve aptalca görünür. Sayısız hayat şeklinden biri haline geliriz. Hayat etkinlikleri saçma görünür. Zengin, yaşanmış anlar zamanın geniş alanı içinde kaybolur. Mikroskopik noktacıklar olduğumuzu ve kozmik zamanın küçük bir çarpması dışında bütün zamanın tükendiğini düşünürüz.
Yazarlar iyi gelişmiş bir anlam duygusu için benlik saygısının gerekli olduğu, fakat yeterli olmadığı sonucuna varmışlardır: yani, yüksek benlik saygısı olan bir kişinin düşük hayat anlamına sahip olması olasıyken, düşük benlik saygısına sahip olan bir kişinin yüksek hayat anlamına sahip olması olası değil-dir. Insan, Erik Erikson'ın ileri sürdüğü gibi, tatmin edici hayat anlamı duygusu geliştirmeden önce benlik değeri ve kişisel kimlik oluşturma görevini çözümlemelidir.