"Gerçekten garip bir durumdu bu. Dünyanın her yerinde olduğu gibi bu küçük kentte de aldığınız bir ekmek, içtiğimiz her bir bira için para ödemeniz gerekir. Oturduğunuz, yaşadığınız yer için, giydiğiniz giysiler için para ödemeniz gerekir. Nasıl oluyor da dikkat çekmeyen, yırtık pırtık pantolonlu bu adam dünyanın bu katı kuralını umursamadan mutlu ve mesut bir şekilde hayatını sürdürebiliyordu ?"
"Elbette herkesin kabul ettiği gerçekler, ortak doğrular vardır. Ama herkesin bir de kendi görüşü, düşüncesi, tecrübesi vardır. İşte bu görüşler, o kişinin ölümüyle yok olup giderler. Bir insan, dünya güçlerinin vuruşmasından, ölümle kalım arasındaki birçok halkalardan geçmişse, bu kargaşada yüz defa ölebilecek iken hâlâ hayatta kalmışsa, çok görmüş, çok öğrenmiş olur. Neyin iyi, neyin kötü, neyin doğru, neyin yanlış olduğunu anlamış olur."
"... bugün biliyoruz ki koyu çizgilerin tayf içindeki konumları, ışığın belli dalga boylarına denk geliyor: Kırmızı ışığın dalga boyu daha uzun, mavi ışığınki daha kısa. "
Sayfa 2 - Türkiye İş Bankasi Kültür Yayınları·Kitabı okudu
"Kimse bu gelişmelerin altında yatan lanetli gerçeği fark etmiyordu. Zaten böyle bir şeyi kim tahmin edebilirdi? Hindistan'daki bazı insanlarda su rüzgâr yokken olağanüstü, açıklanamaz bir biçimde titreşir; durgun olması gerekirken çalkanır. Yüzeydeki nedensiz köpüklenmelere bakarız, dipte sürüklenen ejdarhayı fark etmeyiz.
Çoğu insanda böyle bir canavar; besleyen bir kötülük, iç kemiren bir ejderha, geceye çöken bir umutsuzluk gizlidir. Böyle bir insan diğerlerine benzer; gelir, gider. O sefilin içinde yaşayan ve onu öldüren bin dişli, ürkütücü, asalak keder fark edilmez. O adamın durağan ama derin bir uçurum olduğunu kimse bilmez. Ara sıra yüzeyinde anlaşılmaz bir karışıklık olur. Gizemli bir kırışıklık kıvrılır, sonra kaybolur ve tekrar belirir; bir hava kabarcığı yükselir ve patlar. Ufacık bir şeydir, ama korkunçtur. Bu o bilinmeyen yaratığın soluğudur."