The Misanthrope

Tam bir Heathcliff portresi :)
« İnsanların bu kadar kötü olmalarının nedeni, belki de sadece acı çekmeleridir, ancak artık acı çekmemeye başladıkları andan, biraz daha iyi olmaya başladıkları ana kadar epey zaman geçer.»
Sayfa 94 - Yapı Kredi Yayınları 12. baskı: İstanbul, Mart 2014·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Reklam
« - Aaa! Siz demek gerçekten de korkağın tekisiniz, Ferdinand! Bir lağım faresi kadar tiksindiricisiniz… — Öyle, büsbütün korkağım, Lola. Savaşı ve içinde ne varsa hepsini reddediyorum. Ben savaş var diye üzülmüyorum. Kaderime razı olmuyorum. Bu konuda sızlanıp durmuyorum. Onu olduğu gibi reddediyorum, içindeki insanlarla birlikte, onlarla, onunla hiçbir alışverişim olmasını istemiyorum. İsterlerse dokuz yüz doksan beş milyon kişi olsunlar; ben tek başıma kalsam da, yine de haksız olan onlar, haklı olan da benim. Çünkü ne istediğini bilen bir tek ben varım: ben artık ölmek istemiyorum.»
Sayfa 84 - Yapı Kredi Yayınları 12. baskı: İstanbul, Mart 2014·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
« Herkesin geçip giden zamana ağıt yakma yöntemi farklıdır.»
Sayfa 75 - Yapı Kredi Yayınları 12. baskı: İstanbul, Mart 2014·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Modern Aztekler!..
« Anlatılanlara bakılırsa, Aztekler Güneş tapınaklarında haftada seksen bin kurbanı düzenli olarak boğazlıyorlarmış; onları böylece bulutlar tanrısına kurban ediyorlarmış, yağmur yağdırsın diye. Savaş denen şeyi görmedikçe insanın böyle şeylere inanası gelmiyor. Ama bir kez savaşı yakından görünce her şey aydınlanıyor; Aztekler de, başkasının bedenine değer vermeyişleri de… Belki de benim mütevazı işkembem bile aynı şekilde değersizdi, yukarıda adı geçen generalimiz Celadon des Entrayes’ın gözünde. Rütbesi yükseldikçe belli bir tanrıya dönüşmüştü; o da feci derecede doyumsuz bir tür güneşçik olmuştu.»
Sayfa 54 - Yapı Kredi Yayınları 12. baskı: İstanbul, Mart 2014·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Dünyanın düşkünleri
« Top, onlar için yalnızca bir gürültüydü. İşte bu yüzden savaşlar sürüp gidebiliyor. Savaşın içindekiler, savaşırken onu imgeleyemiyorlar. Karınlarına kurşunu yemişken bile yoldan geçerken ‘belki işe yarar’ diye buldukları eski sandaletleri yerden toplamaya devam edebiliyorlar. Çayırda yarı yatmış koyun da böyledir; bir yandan can çekişir, bir yandan otlamaya devam eder. İnsanların çoğu ancak son anda ölür; kimileri ise yirmi yıl öncesinden, hatta daha bile erken başlarlar bu işe. İşte onlar dünyanın düşkünleridir.»
Sayfa 53 - Yapı Kredi Yayınları 12. baskı: İstanbul, Mart 2014·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat