The Misanthrope

Reklam
« Dünyalılardan birisi göçünce, ölüyü unutturmak için yerini hemen başkası almaz, ölünün eskiden olduğu yerde bir boşluk kalır, ölümün yakın ve uzak tanıkları bu boşluğu her gördüklerinde suskunluğa bürünürlerdi. (...) O zamanlar böyleydi. Büyümek için her şeyin zamana ihtiyacı olur, yok olan şeyler hemen unutulmazdı. Bir zamanlar var olan her şey izlerini bırakmış olurdu; bugün nasıl çabuk ve doğru kesin bir şekilde unutmak yeteneğiyle iç içe yaşanıyorsa, insanlar o günlerde anılarıyla iç içe yaşarlar.»
Sayfa 135 - Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık I. Basım: Haziran 2013, İstanbul·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Bir ertelenmişlik trajedisi..
« Hayat düşüncelerden daha hızlı gelip geçiyor gibiydi. Henüz bir karar veremeden, yaşlı bir adam olmuştu.»
Sayfa 99 - Aylak Adam Kültür Sanat Yayıncılık I. Basım: Haziran 2013, İstanbul·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat

The Misanthrope

, bir kitap okudu
6/10
·248 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 22:32
·
2025 40. kitabı
Natalia Ginzburg
6.6/10 · 48 okunma
Tanıklık, Sessizlik ve Baba Figürü Üzerine
6/10
·248 syf.··
2025 40. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 22 Aralık 2025 22:32
Bu kitap, bir ailenin birkaç kuşak boyunca süren hayat öyküsünü; evlilikleri, kayıpları, gündelik alışkanlıkları ve dönemin tarihsel arka planıyla birlikte aktarıyor. Bu yönüyle okura bir aile kroniği ve tanıklık metni sunuyor. Yaşanmışlıkların sade ve süssüz biçimde kayda geçirilmesi, yazarın bilinçli bir tercihi olarak okunabilir. Ancak metnin temel meselesi tam da burada belirginleşiyor: Anlatım, büyük ölçüde gözlemci ve mesafeli bir çizgide ilerliyor. Karakterler tanıtılıyor, olaylar sıralanıyor; fakat bu yaşantıların anlatıcıda ya da okurda bıraktığı duygusal ve zihinsel iz derinleştirilmiyor. Anneye, babaya, eşe ya da kayıplara dair güçlü bir iç sesle karşılaşmıyoruz; yazar çoğunlukla olup biteni kaydetmekle yetiniyor. Bu tercih, metni yer yer bir tarih defteri ya da rapor anlatımı hissine yaklaştırıyor. Duyguya, dilsel yoğunluğa ya da edebi risklere alan açılmadığı için anlatım, sayfalar ilerledikçe tekdüze bir ritme bürünüyor. Farklı anlatım teknikleri (mektup, iç monolog, diyalog yoğunluğu gibi) kullanılmadığından, dil uzun süre aynı düzlemde kalıyor. Elbette bu, metnin “kötü” olduğu anlamına gelmiyor. Yazarın amacı dramatize etmek değil; gündelik hayatın olağan akışı içinde, insanların büyük kırılmaları bile çoğu zaman sessizce yaşadığını göstermek. Ancak edebiyattan beklentisi kurgu, dil işçiliği, düşünsel derinlik ve kalıcılık olan bir okur için bu yaklaşım yeterli karşılığı bulmayabilir. Bu kitap okunduktan sonra “ne anlatıldı”dan çok, “nasıl anlatıldı” sorusu akılda kalıyor. Ve cevap şu oluyor: Sade, mesafeli, bilinçli ama duygusal olarak sınırlı bir anlatımla. Bu nedenle eser, anlaşılmış ve saygı duyulmuş olsa da, okurda güçlü bir iz bırakmadan tamamlanıyor. Bir ailenin hayatına, geçen yıllar içindeki aile üyelerinin başına gelenlere, tanıklık etmek
Roman-Edebiyat
Aile SözlüğüNatalia Ginzburg · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201948 okunma
Reklam