The Misanthrope

« Günleri hiç saymıyorum artık.»
Sayfa 71 - Metis Edebiyat Dizisi, Birinci Basım : Ekim 1987·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
yalnızlığın en ağır hâli...
« Öyle bir başınayım ki, çoğu zaman akşamları uyumadan önce düşüncelerime girecek kimse olmuyor...»
Sayfa 67 - Metis Edebiyat Dizisi, Birinci Basım : Ekim 1987·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat
varoluşsal bir eşik..
« - Mutlu olma isteği gelmiyor mu içinden, başkalarıyla birlikte?» Kadın : Hayır, mutlu olmayı istemiyorum, memnun olayım yeter. Mutluluktan korkuyorum. Sanırım mutlu olmaya katlanamam, şu kafam dayanmaz. Çıldırır, bir daha da düzelmem, ya da ölürüm. Ya da birini öldürürüm.»
Sayfa 61 - Metis Edebiyat Dizisi, Birinci Basım : Ekim 1987·Kitabı okudu
Roman-Edebiyat

The Misanthrope

, bir kitap okudu
7/10
·154 syf.··
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 00:19
·
2025 38. kitabı
Thomas Bernhard
8.4/10 · 410 okunma
Zihnin İçinde Geçen Bir Roman: Odun Kesmek
7/10
·154 syf.··
2025 38. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 17 Aralık 2025 00:19
Odun Kesmek, olaylardan çok bilincin kendisini anlatan bir romandır. Metnin görünen yüzünde yalnızca iki olay vardır: Joana’nın ölümü ve ardından Auersbergerler’in evinde düzenlenen “sanatsal akşam yemeği”. Ancak bu iki olay, anlatıcının zihninde sürekli genişleyen, dallanan ve durmaksızın kendini yineleyen bir düşünce akışıyla kuşatılıyor. Okur, bir hikâyeyi takip etmekten çok, başka bir zihnin yani anlatıcının içine kapatılıyor. Bernhard’ın temel hamlesi, mekânı neredeyse sabitleyip (berjer koltuk, salon, akşam yemeği) zamanı ve düşünceyi serbest bırakmasıdır. Anlatıcı; geçmişe sıçrayarak olayların perde arkasının aktarır, daha sonra sofradaki bir ayrıntıya takılır, ardından kendi yargıları, eleştirileri ve değerlendirmelerine geçer. Zihin hiç susmaz. Bu durum okur için yorucudur; fakat bu yorgunluk bir kusur değil, metnin bilinçli olarak kurduğu bir etkidir. Bu durum okuru; anlatıcıyı anlamaktan çok, anlatıcıya dayanmaya da itiyor. :) Metin boyunca kelimeler, ifadeler, isimler - Auersbergerler, Burg oyuncusu, sanatsal akşam yemeği, berjer koltuk..- gibi defalarca yineleniyor. Bu tekrarlar benim gibi klasik okurlar için rahatsız edici olabilir. Ancak Bernhard’ın amacı dilsel zarafet değil, zihinsel baskı. Anlatıcı nasıl aynı düşüncelere saplanıp kalıyorsa, okur da aynı cümlelerin içinde dönüp duruyor. Bazen bu kısımları tekrar tekrar okumak da beni yordu diyebilirim ve bu kelime gruplarını atlamayı tercih ettiğimi itiraf edeyim. Joana’nın ölümü ve “sanatsal akşam yemeği” etrafında şekillenen metin, anlatıcının bitmeyen iç monoloğu aracılığıyla küçük burjuva kültürünü, sahte entelektüelliği ve sanat çevrelerinin ikiyüzlülüğünü sert bir dille sorgular. Odun Kesmek, fiziksel bir eylemden çok zihinsel bir durumu imler. Anlatıcının düşünceleri, tıpkı odun keser
Roman-Edebiyat
Odun KesmekThomas Bernhard · Yapı Kredi Yayınları · 2018410 okunma