Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Aidiyet duygumuz, dilimiz ve içimizde taşıdığımız mitler hâlâ varlıklarını koruyor; ancak bunlar artık hayatlarımızın anlamını garanti etme kapasitesine sahip olan “kökenler” ya da “otantiklik” işaretleri değiller. Şimdi artık öteki tarihlerle, epizotlarla ve karşılaşmalarla harmanlanan izler, sesler, hatıralar ve mırıltılar olarak can çekişiyorlar.
Sayfa 32 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Başka bir yerde’’ yaşamak, kendinizi daima farklı kimliklerin tanındığı, takas edildiği ve karıştırıldığı ama yok olmadığı bir sohbetin içinde bulmaktır. Burada farklılıklar illa ki engeller olarak değil, daha ziyade karmaşıklığın işaretleri olarak işlev görür. Yabancı bir ülkede yabancı olmak, kaybolmak (İtalyancada spaesato -“yurtsuz”- olmak), belki de çağdaş yaşama özgü bir durumdur. Modernitenin birçok gizli tarihini oluşturan ve dayatmalarla gerçekleşen köle, köylü, yoksul ve eski sömürgeci dünyanın göçlerine, modern düşüncenin giderek artan göçebeliğini de ekleyebiliriz.
Sayfa 32 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Bir harita bana hiç görmediğim ama sıkça hayalini kurduğum bir yeri nasıl bulacağımı söyleyebilir. [Ancak] haritayı bire bir izleyerek gittiğim yer, hayalimdeki yer değildir. Haritaların gerçeklikleri artarken, doğrulukları azalıyor.
Sayfa 29 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Yazma ediminin taşıdığı otorite “Ben”in desteğine, yani onu yazan yazarın sesine dayanır. Bununla birlikte bizler, kendi dilinin ve kendi kimliğinin eleştirisini kendi içinde barındıran bir söylemin sakinleriyiz. Çünkü yazıdaki seyahat, tabii zırvalama ya da sessizlikle sonuçlanmadığı sürece, aynı zamanda bir geri dönüşe işaret eder. Burada hem bir şeyler yitirilir hem de bir şeyler kazanılır. "Yazmak, tıpkı kendi kurallarını bozan bir oyun gibi, dile bir [nesne olan] “ben” sokmakla değil de dilin doğasının gerektirdiği gibi, [özne olan] “ben” sürekli gelip giderken, [nesne olan] “ben”in ortadan kalktığı bir açılış yaratmakla ilgilendiği söylenebilecek kesintisiz bir süreçtir."
Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair
Yazma Edimi
Yazmak, kendiliklerimiz ile kimliğimizi tanımlayan bağlamlar arasına belli bir mesafe koymayı içerir. Dolayısıyla da yazmak, her ne kadar emperyalist bir hareket gibi (çünkü yazmak, algı, iktidar ve bilgi için bir güzergâh, bir mecra ve sınırlı ve geçici de olsa bir toprak ve ülke kurma girişimidir) görünse de, tahakkümün reddini barındırabilir ve geçici bir iz olarak, bir öneri olarak algılanabilir: Bir armağan olarak, kendiliklerimizdeki ve mukimi olduğumuz dünyadaki bir açılımı ortaya çıkarmaya soyunan dilin gizemli bir armağanı olarak. Tıpkı seyahatin müphemliğinde olduğu gibi, bilinen malzemelerden -bir dilden, bir sözlükten, bir söylemden, bir dizi arşivden- yola çıkar ama öngörülmemiş ve bilinmez bir olanağın kapısını açacağı umuduyla, hareketinin sınırlarından, geçiş deneyiminden bir artıdeğer, bir fazlalık çekip çıkarmaya uğraşır.
Sayfa 21 - Ayrıntı Yayınları
İnsana Dair