Bizanslılarla Sasaniler arasında 540 yılında başlayan imparatorluk rekabeti, hemen hemen hiç kesintisiz 629 yılına kadar süren bir savaşa yol açmıştı. Seferler ve karşı seferler her iki imparatorluğun da askeri güçlerini tüketmiş, hazinelerini boşaltmış, Nil ile Fırat nehirleri arasında kalan topraklarla şehirlere çok büyük hasarlar verdirmişti.
Bizans imparatorları bu sürekli savaşın mali yükünü karşılamak için zaman zaman vergileri yükseltince, zaten topraklan üzerinde savaşan orduların yarattığı ekonomik sıkıntılar altında ezilen halkı kendilerinden uzaklaştırmıştı. Bizans devleti ile tebâsı arasında dini bölünmeler de ek gerginlikler yaratmaktaydı. Bizans İmparatorluğu 4. yüzyılın sonlarında Rum-Ortodoks Hıristiyanlığı devlet dini olarak benimseyince, imparatorlar ve kilise, dinin bu resmi biçimini halka zorla kabul ettirme girişiminde bulundular. Ancak imparatorluk halkı, Hıristiyanlığın diğer kollarına ve Yahudiliğe bağlı kalıp, kutsal kitap ve ayinlerde kendi dillerini kullanmaya devam ettiler. Resmi dini hedef alan tehditleri hoşgörüyle karşılamak istemeyen devlet, bu tür akımları sapkınlar diye niteleyerek baskıya başladı. Rum-Ortodoks cemaatin dışındaki Yahudiler ve Hıristiyanların baskı altında kalmaları, imparatorluk içinde büyük hoşnutsuzluğa yol açtı.
Bu, aynı zamanda, pek çok Bizanslının daha hoşgörülü Müslüman hükümdarların gelişlerinden neden memnun olduklarını kısmen açıklayan bir olgudur.
Sayfa 8 - Agora Kitaplığı