Ali

Ali
@_alirkll_
Mülâhâzâ .. | pexels.com/@alirkall
Galatyalılara mektupta Pavlus, bu ziyaretinde Kudüs cemaatiyle iki nokta üzerinde görüşür. Birinci nokta, Antakya yöresinde savunduğu fikirlerdir. Muhtemelen bunlar arasında en önemlisi Şam vizyonu sonrası savunduğu Rab İsa Mesih düşüncesidir. İkinci nokta ise, Pavlus’un “Gentileler Havarisi” olduğu yolundaki iddiasıdır. Pavlus kendisinin “henüz ana rahmindeyken Tanrı tarafından özel olarak seçildiğini” ve Şam vizyonuyla birlikte Gentileler arasında kurtarıcı Rab İsa Mesih öğretisini yaymak üzere İsa tarafından göreve başlatıldığını savunmaktadır. Dolayısıyla Pavlus, henüz hayattayken Petrus’u Yahudilere elçi olarak görevlendiren İsa’nın, kendisini de göğe yükselişi sonrası Yahudi olmayanlara elçi olarak atadığını düşünmektedir. Bununla birlikte Pavlus, Kudüs’te kendisini dinleyen Havarilerden Yakub, Petrus ve Yuhanna’nın kendisine inandıklarını ve bunun bir göstergesi olarak da kendisi ile Barnaba’yı takdis ettiklerini (sağ ellerini onlara uzattıklarını) ileri sürer (Gal. 2:9). Her ne kadar Pavlus, mektubunda bunların kendisini onayladıklarını ifade etse de özellikle Pavlus’un “sünnet yanlıları” olarak da nitelediği cemaatin lideri durumunda olan Yakub’un bunu kabul ettiği şüphelidir. Zira Pavlus’un, mektuplarında Yakub’un başında olduğu Kudüs cemaatine yönelik polemikleri ve bunlarla giriştiği mücadeleler dikkate alındığında, Yakub ve etrafındaki Kudüs cemaatinin Pavlus’u ve fikirlerini onayladığını söylemek mümkün değildir. Esasen Yakub, kardeşi İsa’nın Tann tarafından seçilen ve yaklaşan Tanrının Krallığı (hesap günü) dönemi konusunda İsrailoğullarını uyararak, onları tövbeye çağıran eskatolojik bir elçidir. Bu nedenle, onun gerek bu konudaki düşünceleri gerekse hukuk ve İsrail’in rolü konusundaki yaklaşımları Pavlus’unkilerle uyuşmadığından, Yakub, Pavlus’a ve
Alıntı

Ali

@_alirkll_
·
Kudüs Yolculuğu ve Havariler Konsili (Gerçek mi Düzmece mi?)
Luka, Pavlus’la Barnaba’nın bu toplantı amacıyla Kudüs’te olduklan esnada, Ferisi mezhebinden olan bazı İsa yanlılannın sünnet olmak ve Musa hukukuna bağlanmanın gerekliliği konusunda görüş bildirdiklerini anlatır (Res. İş. 15:5). Ancak daha sonra yapılan toplantıda mesele yukarıda değindiğimiz gibi çözüme kavuşturulur. “Kudüs Konsili” ya da “Havariler Konsili” adıyla meşhur olan bu toplantının, yalnızca Luka tarafından rivayet ediliyor olması dikkat çekicidir. Çeşitli araştırıcılar, Resullerin İşleri 15:l-34’te yer alan metnin, Pavlus’un Galatyalılara mektubundaki ifadelerinden (Gal. 2:1-10) hareketle kompoze edildiğini, dolayısıyla Luka’nın bu rivayetinin müstakil bir değer taşımadığını ifade ederler. Galatyalılara mektubunda Pavlus, Barnaba ve Titus’la birlikte Kudüs’e yaptıkları ziyaretten bahsetmekle birlikte, tanrısal hukuk konusunu görüştükleri herhangi bir toplantıdan söz etmez. Aynca yukanda değindiğimiz gibi Pavlus, bu ziyaretin, savunduğu öğretilerin Kudüs cemaatiyle görüşüp tartışılması amacıyla yapıldığını vurgular. Dolayısıyla yalnızca Luka’nın anlatısında yer alan Kudüs Konsili’nin gerçekleşip gerçekleşmediği konusu tartışmalıdır.
Sayfa 75 - MilelNihal Yayınları
Alıntı
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Kudüs Yolculuğu ve Havariler Konsili (Gerçek mi Düzmece mi?)
Luka, Pavlus’la Barnaba’nın bu toplantı amacıyla Kudüs’te olduklan esnada, Ferisi mezhebinden olan bazı İsa yanlılannın sünnet olmak ve Musa hukukuna bağlanmanın gerekliliği konusunda görüş bildirdiklerini anlatır (Res. İş. 15:5). Ancak daha sonra yapılan toplantıda mesele yukarıda değindiğimiz gibi çözüme kavuşturulur. “Kudüs Konsili” ya da “Havariler Konsili” adıyla meşhur olan bu toplantının, yalnızca Luka tarafından rivayet ediliyor olması dikkat çekicidir. Çeşitli araştırıcılar, Resullerin İşleri 15:l-34’te yer alan metnin, Pavlus’un Galatyalılara mektubundaki ifadelerinden (Gal. 2:1-10) hareketle kompoze edildiğini, dolayısıyla Luka’nın bu rivayetinin müstakil bir değer taşımadığını ifade ederler. Galatyalılara mektubunda Pavlus, Barnaba ve Titus’la birlikte Kudüs’e yaptıkları ziyaretten bahsetmekle birlikte, tanrısal hukuk konusunu görüştükleri herhangi bir toplantıdan söz etmez. Aynca yukanda değindiğimiz gibi Pavlus, bu ziyaretin, savunduğu öğretilerin Kudüs cemaatiyle görüşüp tartışılması amacıyla yapıldığını vurgular. Dolayısıyla yalnızca Luka’nın anlatısında yer alan Kudüs Konsili’nin gerçekleşip gerçekleşmediği konusu tartışmalıdır.
Sayfa 75 - MilelNihal Yayınları
Alıntı
Barnaba ve Pavlus’un Misyonu & Mucizeler
Birinci misyon seyahati esnasında Barnaba ve Pavlus’un misyonunda, iki temel öğreti ön plana çıkar. Bunlardan ilki “kurtarıcı İsa Mesih” düşüncesidir. Pavlus, yaptığı konuşmalarında İsa Mesih’in kurtarıcı olarak yeryüzüne gönderildiği, burada çarmıha gerilerek öldürüldüğü, mezara konulduğu, fakat sonra Tanrının onu ölümden dirilttiği mesajını işler (Res. İş. 13:23-37). Pavlus ve Barnaba’nın misyonundaki ikinci önemli öğreti ise “kurtuluşun tanrısal hukuk aracılığıyla değil Mesih aracılığıyla olduğu” kanaatidir (Res. İş. 13:38-39). Pavlus’un yaşamıyla ilgili anlatılarda sık sık dile getirilen mucizevi durumlara, bu seyahatinde de sıkça rastlanır. Kıbns’ta Baryeşu (ya da Elimas) adlı bir büyücünün gözünün kör edilmesi (Res. İş. 13:6-11), Konya’da bir dizi mucizeler göstermesi (Res. İş. 14:3), Listra’da kötürümü iyileştirmesi (Res. İş. 14:8-10) gibi harikulade olaylar, Luka tarafından anlatılır. Yine Luka, bu seyahatte Pavlus’un çektiği çile ve ıstıraplardan da bahsederek, onun Perge’den nasıl kovulduğunu (Res. İş. 13:50) ve Listra’da nasıl taşlanarak öldü sanılıp kentin dışına atıldığını (Res. İş. 14:19) anlatır. Luka, daha sonraki olaylarda da söz konusu edileceği üzere, Pavlus’a zulmeden kişilerin onu kıskanan, öğretilerinden ve başarılarından rahatsız olan Yahudiler olduğunun altını çizer.
Sayfa 73 - MilelNihal Yayınları
Alıntı
Birinci Misyon Seyahati
Antakya’ya dönen Barnaba ve Pavlus, buradaki cemaat tarafından Kıbns ve Anadolu’da misyon faaliyetinde bulunmak üzere görevlendirilir. Luka, anlatısında bunun Kutsal Ruh tarafından cemaate ilham edildiğini belirtir (Res. İş. 13:2). Bu seyahatlerinde Kıbrıs’dan başka Perge, Pisidya’daki Antakya, Konya, Listra ve Derbe’yi ziyaret ederler (Res. İş. 13:4-14:25). (Yeni Ahit araştırıcılarınca “Pavlus’un Birinci Misyon Faaliyeti” olarak adlandırılan bu seyahat yalnızca Resullerin İşleri’nde Luka tarafından anlatılır; Pavlus’un mektuplarında bundan söz edilmez. Bu nedenle bazı araştırıcılar, bu seyahatle ilgili bilgilerin gerçek olmadığını, Luka tarafından uydurulduğunu ve dolayısıyla tamamıyla fabrikasyondan ibaret olduğunu ileri sürerler.) Barnaba ile Pavlus’un bu seyahatiyle ilişkili anlatılarında Luka, genellikle Pavlus’u ön plana çıkarır; onun gösterdiği mucizevi tavır ve davranışlardan, çektiği ıstırap ve çilelerden ya da çeşitli kişilerle (özellikle de Yahudilerle) giriştiği mücadelelerden sıkça bahseder. Lukanın ifadelerinde Barnaba, sanki adeta Pavlus’un yanındaki bir yardımcı görünümündedir.
Sayfa 72 - MilelNihal Yayınları
Alıntı
Pavlus mektubunda, Kudüs'ten bu bölgeye (Suriye ve Kilikya'ya) geldiğinde, burada bulunan cemaat içerisinde "Yahudiye'nin Mesih'e bağlı topluluklarının" kendisini şahsen tanımadığını, ancak kendisinden haberdar olduklarını vurgular (Gal. 1:21 vd). Daha önce de tartıştığımız gibi, bu ifade Pavlus'un, İsa döneminde Kudüs'te bulunmadığını gösteren önemli bir delil niteliğindedir. Diğer taraftan Pavlus, bu bölgede bulunan diğer cemaat mensuplarının, yani Yahudiye'den olmayanların da kendisini tanımadığı hakkında ise herhangi bir şey söylemez. Dolayısıyla bu ifadeden, Yahudiye menşeli olmayan cemaat üyelerinin kendisini tanıyor oldukları sonucunu çıkarmak kolaydır. Bu durumda Pavlus'un öteden beri bu bölgede, yani Suriye ve Kilikya yörelerinde bulunduğu ve burada yaşayan İsa taraftarlarıyla ilişki içerisinde olduğu düşünülebilir.
Sayfa 68 - MilelNihal Yayınları
Alıntı