"Ruhun mahiyeti, onun tam zıddı aracılığıyla anlaşılabilir. Maddenin cevheri onun ağırlığı olduğu gibi, ruhun cevheri veya özü de özgürlüktür" (Hegel, Tarih Felsefesi)
İsa ve Kilise zıtlığı bundan dolayıdır. Hakiki her kanun ikilidir, dolayısıyla tıp asla bir bilim değildir. Mağara adamlarının çizdikleri resimler veya Polinezyalı yerlilerin yaptıkları maskeler, moderniteninkiler kadar heyecan verici sanat eserleridir.
"İşaretler"in bu ilk/asli dualizmi, insan hayatının bütününü karakterize eder ve sözkonusu işaretler, insanın adıyla ilişkili her fenomende bulunabilir. Ahd-i Atik ile Ahd-i Cedîd'in ruhu, Musa ile İsa arasındaki farklılık budur. Biri kendi halkının lideridir; diğeri ise bir ahlâk vaizidir. Onların kendisine doğru çaba gösterdikleri iki farklı adalet ve hedef bulunmaktadır:
Arz-ı Mev'ûd ve İlâhi İmparatorluk.
Bu iki zıt, insanda ve İslâm'da uzlaştırılmıştır. İslâm bir terkiptir, sentezdir; insanî olan her şeye ve insan damgasını vuran iki kutba “üçüncü bir yol"dur.
Osmanlı'da havanın aşırı soğuk olduğu bir günde, ermiş bir zat dışarıyı seyrediyormuş. Yoğurtçunun sesini duyup hanımına 'kap getir de yoğurt alayım' der. Hanım "yoğurt var. ihtiyacımız yok" deyince Mübarek de 'Bizim ihtiyacımız yok ama yoğurtçunun ihtiyacı var ki bu sokaktan üçüncü geçişi.. der.
"İyi insan olmak başkadır, insanlara iyiliği dokunan insan olmak daha başkadır.