Seyda

Seyda
@_aydogdus
Instagram: whispersfromlibrary
"Gelgelelim rastlantının matkap uçları elmastandır ve içinde bolca tehlikeli tuzak barındıran kader, hiç umulmadık bir yerden kendine bir kapı bulmayı bilir ve kaya gibi sert mizaçları bile temelinden sarsarak darmadağın eder."
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
Puan vermedi·80 syf.··
2020 3. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 12 Eylül 2020 22:50
Kitap birbirinden bağımsız beş öykü içeriyor. Öyküler; Ay Işığı Sokağı, Leporella, Nişan, Leman Gölü Kıyısında Olay ve Avare. Bu öyküler neredeyse sizi bunalıma sokacak derecede hüzünlü öyküler. Hepsi acıklı bir hikaye içeriyor ve tek ortak noktaları intihar ya da bir cinayetle sonuçlanması. Aslında bu noktada yazarın psikolojik durumunu açık bir şekilde hissediyoruz. Zweig da karısıyla birlikte intiharla yaşamına son vermişti. Bu öykülerden beni en çok etkileyen Leman Gölü Kıyısında Olay öyküsü oldu. Öykünün baş karakteri Boris'in hüznü, mahcubiyeti ve duyduğu özlem beni çok üzdü. Bunun yanı sıra Avare öyküsünde de kendimden daha doğrusu tüm gençlerden bir parça buldum. Genel olarak güzel bir kitaptı. Fakat içimi biraz kararttı diyebilirim.
Ay Işığı SokağıStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202182bin okunma

Seyda

, bir kitap okudu
Puan vermedi·80 syf.··
6 günde okudu
·
2020 3. kitabı
Stefan Zweig
7/10 · 82bin okunma
"Hayat, ilk olarak kendini yok sayanları harcar."
Puan vermedi·238 syf.··
2020 2. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 07 Eylül 2020 02:33
Uzun zamandır elimin gidip, başladıktan bir süre sonra yarım bıraktığım kitap. Ama bu sefer kendimi zorladım uzun sürse de bitirmeyi başardım. Açıkçası biraz tuhaf bir kitap. İç içe bir sürü kısa hikaye var fakat bu kısa hikayelerin hepsi ana hikayede bütünleşiyor. Tam olarak burada zorlandım aslında. Dilinin de biraz ağır olmasının etkisi var. Yazarın eski İstanbul'u anlatışı resmen bir girdap gibi sizi içine çekiyor. Özetle, kitabın ana karakteri Uzun İhsan Efendi, sürekli uyuyan ve düşlere dalan bir adam. Düşünde gördüğü her şeyi bir kitapta topluyor ve bu kitabın adı Puslu Kıtalar Atlası. Dediğine göre, kendisi dünyanın gerçekleriyle yüzleşmeye korkuyor. Dayısı Arap İhsan hayatını kurtardığını söylediği bir kitapla yeğenini ziyarete geliyor. Kitap tercüme edildikten sonra Uzun İhsan Efendi kitabı dayısına vermeden önce okuyor. Kitabın ana fikri de burada ortaya çıkıyor bir nevi. Bahsi geçen kitap Rendekar adlı bir yazara ait "Zagor Üstüne Öttürme" isimli kitap. (Rene Descartes Yöntem Üzerine Konuşmalar). Kitabı okuduktan sonra varlık-yokluk, düş ve gerçek kavramları üzerine kafa yormaya başlıyor. Bu kitap onu var olan her şeyden hatta kendi varlığından bile şüpheye düşürüyor. Bu nedenle içtiği şurubun etkisiyle uykuya dalıp gördüğü rüyaların mı yoksa kendisinin mi gerçek olduğu konusumda büyük bir ikilem yaşamaya başlıyor. Uzun İhsan Efendi oğluna "Sana izin veriyorum, git. Git ve benim göremediklerimi gör, benim dokunamadıklarıma dokun, sevemediklerimi sev ve hatta bu babanın çekmeye cesaret edemediği acıları çek. Dünyadan ve onun bin bir halinden korkma." der. Bunun üzerine oğlu Bünyamin babasının kaleme aldığı Puslu Kıtalar Atlası rehberliğinde gerçek mi düş mü ayırt edemediği maceralar yaşamaya başlıyor. Gizem, entrika ve bol bol macera içeren bu kitap
Puslu Kıtalar Atlasıİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 202467,7bin okunma