Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Odysseia'nın sadece Kahraman Odysseus'un maceralarından birinde görülen ve kendisinin de söylediği gibi "unutulmuş" bir tanrıça olan Kirke'yi ve çevresinde dönen yunan mitolojisinin sayısız olayını muhteşem bir şekilde anlatmayı başarmış yazar.
Kitabı okurken Kirke'nin istemediği tanrıçalık ve ölümsüzlüğünü de kitap boyunca sık sık hissetterebilmiş zira her şey yaşanıp gitmesine rağmen biz de yine Kirke gibi Kirke ile baş başa kalıyor, yine kendimizi onun da tıkılıp kaldığı aiae adasının tanıdık atmosferinde buluyoruz.
Öbür yandan kitabın anlatım yönünün güçlülüğüne gelecek olursak Madeline Miller yine bizi Akhilleus'un Şarkısı'da olduğu gibi yanıltmıyor. Bu kitapta da en az ilk kitabı kadar başarıyı yakalamış olduğu kitabın aldığı sayısız ödülden ötürü anlamak çok da zor değil.
Özetle kesinlikle okunması ve okutulması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Tembelliğim yüzünden okumam 7 günümü alsa da elime aldığımda zar zor bırakabildiğim sayılı kitaplardan biriydi.
Kitabı okumadan önce ne Burak Turna hakkında bir şey duymuş ya da daha önce yazdıklarını okumuştum yani bu kitap benim için tamamen bir sürprizden ibaretti. Nitekim 90 sayfalık kitabı bitirmem günlerimi aldı. Göze soka soka işlenilen modernliğe eleştiri bir olay hikayesi ile birleşmiş ve ne olay ne de eleştiri güzel bir şekilde aktarılabilmiş kanaatimce. Yazar, karakterin karışık düşüncelerine daldıkça hikaye önemini yitiriyor ve hikaye de bu düşüncelerden bağımsız ilerliyor. Yani keşke ikisi ayrı ayrı bir eser olsaymış ve kitapta sürekli geçen bitmek bilmeyen soğuk tasvirleri ve betimlemeleri insanın okuma zevkini öldürüyor.