Orhan Kemal uzun zamandır okumayı istediğim bir yazardı ancak hangi kitabından başlasam bilemiyodum. En sonunda karşıma çıkan ilk kitabı okumaya karar verdim.
Baba Evi Adana'da bir ailenin hikayesiyle başlıyor ve hikaye Beyrut'a kadar gidiyor. Yaşam koşullarının değişmesiyle düzenleri de değişen bu ailenin geçim kaygısı anlatılıyor. Koşullar değiştikçe umutlarından vazgeçmeyen, bir gün memleketi Adana'ya dönme hayalleri kuran bir çocuğun gençliğe adım adım gidişi de anlatılıyor. O çocuğun babasıyla ilişkisi, babasına karşı düşünceleri de çok başarılı bir şekilde anlatılmış. Yokluk, yoklukla mücadele, geçinme kaygısı, aile olmak gibi kavramlar romanın genel konularından. Orhan Kemal'in sade, yormayan dilini çok beğendim.
Kütüphanede bir saat dolaşıp kitap bulamayıp çıkarken gözüme çarptı bu kitap. İsmi ve arka kapak yazısıyla ilgimi çekti. Oturduğum cafede okumaya başladım ve aynı gece evde bitirdim. Bu ay okuduğum ikinci kitap ve ben beğendim.
Yazar birçok hayatı, birçok hikayeyi birbirine bağlayarak anlatmış. Bir adamın elindeki fotoğrafı çeken makineyi aramasıyla başlıyor kitap. O makineyi ararken karşılaştığı insanlara anlatırken mi hatırlıyor onca şeyi yoksa zaten hep aklında mıydı bilinmiyor.
Köy köy dolaşıp fotoğraf çeken fotoğrafçı, köylerden birinde sevdiği kıza kavuşamayan bir adam, şehirden gelmiş ama köylülerden daha çok köyü sahiplenmiş bir kadın, o kadının kabına sığmayan ikiz kızları, yetim bir kıza annelik yapan bir kadın, ve yetim kızın oğlu. İşte yetim kızın oğlu bütün hikayeleri anlatan / hatırlayan kişi. Memleketinden uzakta kitap falları bakan bir kadına aşık olur o da. Aralarında sakince ilerleyen aşk ve sohbetleri çok güzeldi.