Insanın öngöremedigi bir şey için uğraşması ve uğraşırken hep bir belirsizlik yaşaması... Hayat hep böyle bir nihayete ulaşamama yolculuğu mu?
Insan, hep zamanla bir şeylerin iyi olacağına inanarak avutur kendisini. Yani ileride öyle bir şey olacak ki her şey şu ankinden ve geçmiştekinden daha iyi olacak sanki. Ne olacak peki? Bilmiyorum. Bilinmeyen, ama iyi olan bir şey yok mu peki peşine düşeceğimiz?
Bu kadar parametre, bilinç dışı, bu kadar yaşanmışlık içerisinde ümitli olmayı sürdürmek biraz iman işi. O halde beyler hadi duaya beyler.
Kalbimde ne iman, ne sevgi, ne güven var; yüreğimde çok acı, arzunun acısı, istenmeme arzusunun acısı var. Ben Tanrı'yı ruhumda var olan bütün güçle istiyorum ama ikimizin arasında korkunç bir ayrım var. Artık dua etmiyorum, ruhum Sen'inle bir bütün değil, buna rağmen yolda yalnızken Sen'inle, Sana duyduğum arzu üzerine saatlerce konuşuyorum. O sözler ne kadar da mahrem, ama ne kadar da boşlar. Çünkü beni sen'den ırak bırakıyorlar.