Gereğinden fazla karanlıkta kalanın gözü süzülen her ışık hüzmesinde kamaşır. Gördüğünü güneş sanır; tâ ki hakiki bir gün doğumuna dek. Yalnızlık da böyledir biraz. Gereğinden çok kendiyle kalanın kalbi de, her "benim" diyeni sahibi sanır; tâ ki esaslı bir gönülde yer bulana dek.
Arzunun nesnesi yoktur. Ama arzumuzdan vazgeçtiğimizde yaşama dair bir sebep de kalmıyor. Önemli olan arzumuza sahip çıkmak. Onu kontrol etmek.
Arzumun nedeni ne? Ben neden aynı durumları yaşıyorum. Neden aynı kadına/adama aynı rolleri verip aynı boşluklara dusuyorum? Bunu araştırmamız gerekiyor.
Bu fanteziyi karşılayacak bir "öteki"ni bulmamız mümkün değil. Yani tüketiriz onu. Atfettigimiz şeyin tam karşılığını onda görmeyince, o kırıklığa katlanamayiz.
Bir ilişkiyi sürdürmenin yolu mesafeyi korumaktir. Adanmak yada adanmamak değil. Yani o çatışmaya saygı duymak ve o çatışmayı sürmek, sürdürmek..
Yapılan çalışmalar şunu gösteriyor. Çatışmaların olduğu ilişkilerle, olumlu duyguların arttığı iliskiler karşılaştırıldığında, çatışmalı ilişkilerin daha uzun sürdüğü görülüyor. Bunun nedeni ise çatışmalı ilişkilerde arzuyu harekete geciren sebeplerimizin olmasi. "Ona benzeyeyim/bana benzesin" dedigimiz ilişkilerde arzuyu harekete getirecek bir öteki kalmıyor artık.
Flört, arzu nesnesine ulaştığında biter. Hareket edemezsiniz. Ölümdür bir nevi. Ve hepimiz kendi meşrebimizde öleceğiz. Arabalar alacagiz, entelektüel seviyemizi artıracağız, çok çalışıp başarılı bir insan olacağız. Peki niçin? Ötekinin arzu nesnesi olabilmek için.
Öteki'siz bir var oluş mümkün değil. O yüzden var olanin ötesinde, var olandan daha aşkın, daha üst, daha yüce olan bir "öteki" bulmalıyız. O'nun gözünde kendimizi var etmeliyiz. Çünkü öyle bir "öteki" ki bu, ötekilerden öte, ötekilerden ziyade.
Iddialı. Zor. Girift. Karmaşık.
Ama mümkün.
Itikad haline gelmeyen afâki bilgi, bize bir yabancıdır ve sürekli hayata sahip değildir. Benim tarafımdan yaşanmamış, kelimenin tam manasıyla benim olmamıştır. Bu sebepten bana şahsi tatmin vermekten uzaktır. Sadece taklit yoluyla, elden ele dolaşan müşterek bir nesne gibi, bir zaman için dimağda misafir olmaktadır. Gerçekten benim şahsi malım olmadığından benden koparılıp alınır. Bugün benim, yarın başkasının mülkü olur.