Sümeyye Özer Doğan

Sümeyye Özer Doğan
@_bilgebilgehan_
Sanat Tarihi, Çocuk Gelişimi, Sosyoloji okudu. Serbest yazar... Eğitimci. Önce kendinin öğretmeni.
Eğitimci
Lisans
ANKARA
20 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi
Farketmezci Mersault #filozof #kaleci #yazar #gazeteci #albertcamus #yabancı "Yaşamın anlamını aramayı sürdürdüğün sürece hiç yaşamayacaksın." diyen Camus #meursault karakterini yazmış olmalı. "Yaşamın anlamını aramak absürttür," diyerek absürdizmi literatüre kazandırmış dersek onun kadar abartmış olmayız. Meursault karakteri "farketmez" "olabilir" söylemlerini ilk icat eden kişi dersem umarım ben de absürt bir şey dememiş olurum. Modern dünyanın inşa sürecinde 2. Dünya savaşı sonrasında insanların gelebileceği uç noktayı o günden gören Camus çevremizdeki farketmezcileri geçmişten bize haber veriyor. Mersault, o kadar da farketmezci değil aslında dürtüsel hareket eden, keyfini rahatını düşünen en ufak zorlukta kaçmayı planlayan bir karakter. Annesinin cenazesinde hava sıcak olduğu için bir an evvel gidip yatıp dinlenmeyi düşünen biri. Durun, bu daha kitabın ilk sayfasından bir spoiler. Rüzgarın önünde savrulan yaprak var ya o meşhur dillerden düşmeyen yaprak, ya da selde sürüklenen kütükler teşbihi, Mersault karakteri o yaprak işte, ya da o kütüklerin atası. Hayatında olan bitene baştan teslim olan bireysel, toplumsal, dini, kültürel, geleneksel hiçbir kaygı ve endişesi olmayan insan nasıl olur, derseniz, bu kitabı okuyun. Aman hocam, ne gerek var kafamı çevirsem yeter, etrafta Meursault' tan çok ne var diyorsanız siz de haklısınız. Bir de bir Camus'dan okuyun, derim. Ben yandım siz de yanın. Sorumluluk bilinci üst seviye olan insanlar dikkatli olsun, sonra psikolojik desteğe ihtiyaç duyabilirsiniz. Kitabı zor bitirdim. Darlandım. Travmalarım tetiklendi. İnsanlara hayrımız dokunsun diye #psikolojiokumaları yapıyorum. Hasta olmadan süreci tamamlasam diye dua eder oldum. Latife yaptım, elbette. Kitabı okuyanlar, okuyacak olanlar lütfen Mersault karakterini
Edebiyat
YabancıAlbert Camus · Can Yayınları · 2025137,1bin okunma
Reklam
Bir varmış bir yokmuş
Puan vermedi
Kiraz Tepesindeki Mucize (Sun- Mı Hwang- Çeviri:Sanem Üner) Hikâye Güney Kore’de geçmektedir. Mirae İnşaat sahibi mimar Kang Daesu’ya beyin tümörü teşhisi konulduktan sonraki hayatının, geçmişini aydınlatan bir bölümünü eserde okuyoruz. Kang eskiden babasıyla birlikte kısa süre yaşadığı bir evi almış çevresindeki arazileri de parça parça satın alarak büyük bir araziye sahip olmuştur. Hastalandıktan sonra iş yaşamından uzaklaşmak ve sakin bir yaşam için bu eve taşınmaya karar vermiştir. Evin bakımı yıllardır bir şirket tarafından yapılmıştır. Evin eski dekorasyonu bile eski haliyle muhafaza edilmiştir. Kang bu evde sessiz sakin bir yaşam umarken hiç de öyle olmamıştır. Araziyi çevreleyen çit, binalardan bunalan mahalle sakinleri tarafından delik deşik edilmiş orada kendilerine bir yaşam havzası oluşturmuşlardır. Hayvanlar, çocuklar hatta yetişkin insanlar buraya istedikleri gibi girip çıkmaktadırlar. Kang tüm olan bitenleri anlayınca öfkelenir ve önlem almak ister. Alır da. Kang farkında olmadan bu eve geçmişiyle yüzleşmek amacıyla gelmiştir. Babası bu evin kız çocuğuna salıncak kurarken ağaçtan düşmüş ve ölmüştür. Evin kız çocuğu şımarık ve kaprislidir. Kang ondan nefret etmektedir. Çünkü salıncağı o istemiştir. Babası bu evin çalışanıdır. Bu evde yaşadığı olumsuz bir olay tüm yaşamını şekillendirmiş onu farklı biri yapmıştır. Annesi kendisi küçük yaştayken ölmüş beş yaşına kadar yetimhanede kalmıştır. Savaş sonrası babası gelip onu almış ve bu eve yerleşmişler, babası ölene kadar bu evde yaşamışlardır. Bu mahallede yaşarken akranları tarafından zorbalığa maruz kalmıştır. Babası ölünce evin sahipleri onu evlatlık olarak Amerika’ya göndermiştir. Orada da büyüdüğü ailenin diğer evlatlık çocuğu tarafından zorbalığa maruz kalır. Ta ki büyüyüp o evden ayrılana
Edebiyat
Kiraz Tepesindeki MucizeSun-mi Hwang · Timaş Genç · 2022748 okunma
Puan vermedi·136 syf.··
2022 13. kitabı
Kitabı okumadan önce konusunun bu kadar derinlikli olabileceği aklıma gelmemişti. Teorik bir dili ve yoruma dayalı bir tarzı mevcut. Kitap okuyan çocuklar zorlanmayacak fakat görseli seven ve az kitap okuyan çocuklar zorlanabilir. Eğitimci ve ebeveyn rehberliğinde okunup tahlil edilecek kitaplar arasında. “Mutlukent’in Yöneticisi” adlı eseri 9+ yaş herkes rahatlıkla okuyabilir. Yazar kitabı yazarken çok sayıda hikâye ve detaylı konuları bir arada ele almak yerine bu kitaptan seri hazırlayabilirdi. Yazar vefat ettiği için artık bu fikir için geç. Resimlemesi çok zayıf, biraz itici, kültürümüzü yansıtmayan resimler mevcuttu. Kapak tasarımını beğenmedim. Nitelikli içerik kuru bir dille anlatılarak heba edilmiş demek zorundayım. Gelelim kitabın içeriğine. Daha doğrusu özetine. Kentin birinde çok okuyup çok düşünen bir adam varmış. Bildiklerini okuduklarını Düşünce ve duygularını başkalarıyla paylaşırmış. Adamcağızın Demircan ve Emircan adın da iki oğlu varmış. Gün gelmiş hak vaki olmadan mirasını paylaştırmak istemiş. Tüm altınlarını büyük oğlu Demican’a, not tuttuğu kitabıyla birlikte diğer kitaplarını da küçük oğlu Emircan’a bırakmış. Demircan paraları alır almaz şehir şehir gezerek harcamaya başlamış. Babasına kırılan Emircan ise kitaplara bir süre bakmamış. Bir gün merak edip baktığında kitaplarda çeşitli hikâyelerden oluşan babasının nasihatleri ile karşılaşmış. Bu hikâyelerde okumanın önemi, faydaları, sözcük hazinemizin geliştirilmesi, dinlemek, yazmak ve konuşmak hakkındaymış. Emircan babası gibi kitapları okuyarak gün gelmiş kendini geliştirmiş o da bilge olmuş. Herkes ondan fikir alır olmuş. O dönemde Dertlikent adında bir yer varmış. Dertlikent’in çözülemeyen birçok sorunu bulunuyormuş. Bu kent halkı kendilerine sınavla bir yönetici seçmeye karar vermişler.
Edebiyat
Mutlukent'in YöneticisiEmin Özdemir · Kök Yayıncılık · 2005236 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2022 10. kitabı
#monakino #Empati #pentagram Beşli yüzey kavramını tanırken günlük yaşamın zorluklarıyla boğuşan, baş etmeye çalışan aa bu benim gibi, buna benzer ben de yaşamıştım diyeceğiniz birçok hayat hikâyesine de yolculuk yapıyoruz. Aile sorunları uzmanı Jesper Jul ve Helen Jensen, felsefeci Jes Bertelsen, yazar Peter Hoeg, Psikolog (dramaturg, dansçı) Katinka Gotzsche eşliğinde sorunlara bakış açısı geliştiriliyor. Beden, Nefes, kalp, yaratıcılık, bilinç başlıkları altında çözüm önerileri sunuluyor. Empati tanımı detaylı incelenirken tek taraflı empatinin çözüm getirmeyeceğini yakın çevremiz ve toplum olarak uygulandığında netice vereceği vurgulanıyor. Bu durum bir kez daha yük senin omuzlarına kalmış hissi veriyor. Kitapta yapılan sorun tespitlerine tamamen katılmakla beraber bu tarz kitapların insanları sürekli yoga ve meditasyona yönlendirmesi bir beni mi rahatsız ediyor anlayamıyorum. Yazarın inancı ve kültürüne belki de uygun olan bu uygulamalar İslam inancına sahip bir insanın uygulaması ne kadar doğru ve gerçekçi bir çözümdür? Diyelim bu uygulamalarla kendinizi iyi hissettiniz, bu iyi olma hali seni yaratan rabbin de istediği şifa türü uygulama mıdır? Kafamda buna benzer deli sorular. Elbette tavsiye.
Psikoloji
EmpatiMona Kino · Orenda Kitap · 202295 okunma
Puan vermedi·272 syf.··
2022 12. kitabı
#Çokhissedençocuk #Lorenzwagner' in kitabını okumaya başlayınca #otizm li bir çocuğun hayatının satır aralarında yolculuğa çıktığımı zannederken #Nörobilim'in Elon Musk'ı olarak tanıtılan #HenryMarkram'ın ve ikinci eşi Kamila'nın otizmi tanılayacak verilere ulaşmalarını anlatan bir serüvenin içinde buldum kendimi. Kitabımız 2020 yılında ilk basımını yapmış olup güncel bilimsel araştırmaların ışığında ebeveynleri, eğitimcileri ve çocuk gelişimcileri otizm hakkında bilgilendirecek bir eser olup birçok tıbbi terim ve kavramla da bizi tanıştıracak. Frontal lob, amigdala, serebral korteks, snapsler derken bir bakıyorum kendi zihnimin içinde geziniyorum. Allah'ın vermiş olduğu beyni kullanmayarak heba ettiğimiz hezeyanlarıyla bu organın mucizesine bir kez daha şahit oluyorum. Sübhanallah. Herkese bedel ödemeden verilen bu organ acaba herkese verilmeli mi diye düşünmeden edemiyorum. Allah'ın işine karışılmaz, elbette her nimetin bedeli olacak diyor ve susma hakkımı kullanıyorum. Kitabın sonlarına doğru Henry Markram'ın Bıll Gates, Steve Jobs, Larry Page ve Jeff Bezos gibi yenidünya kurucularına güzellemelerini okurken anladım ki yapılan bu araştırmaların sadece hastalıkları tanılamak ve tedavi amaçlı değil yeni nesil insan cyborg'ların üretiminde de kullanılabileceği fikirleri beni dehşete düşürdü. Hastalık tanısı adı altında toplanılan bu verilerin beyin çipi yazılımlarında kullanılabileceği, fıtratı doğal olarak kalabilen az insan kalacağı düşüncesini de kafamda bir kez daha netleştirdi. Okuyun derim.
Eğitim
Çok Hisseden ÇocukLorenz Wagner · Timaş Yayınları · 0149 okunma
Reklam