Sevgide “vermek” vardır Leylâ. Vermek. Ve bunu anlamak... Yoksa
senin sorduğun gibi ne yalnızlık, ne merhamet, ne iki acının
itişi... Salt huyun, suyun da önemi yok. Bu dediklerinin hepsi
değişebilen, yerine, çevresine, uygarlık ve hayat
davranışlarına göre türlü görünüşler ve etkiler uyaran
nenlerdir.
Ya sen nicesin ömrümün varı? Sensiz ne olur, ne olabilir,
onu unutmamalıyım oysa. Her adımdan, her düşünden, her
düşten önce seni karşıma alır, bakar, sorarım, bunu bilir
miydin? Başkaca dövüşemem ki. Yenilmemenin tılsımı...
Çok öskedim seni. Öskedim, bizim doğu dialektinde
özledim demektir. Neyini, nereni, hangi halini desem ki?
Sesini öskedim örneğin. Yüzünü, şeytan çocuk gülüşünü,
öfkeni, yeryüzünü ve kaskatı canımı ısıtan varlığını. Şükür
varsın. Oturup “nasılsın” diye açabilir insan. Sevinebilir,
övünebilir, ağlayabilir insan. Ne tuzsuz şeydi şu dünya be.
Geldin, buldun, şenlendirdin, insan ettin beni. Yemeyip-
içmeyip, yatmayıp-uyumayıp, seni anlatmalı bu yürek.