Zaman geçtikçe, birlikte yaşarken ve genetik değişimler okurken, vicdanımızı giderek damarlarımızda dolaşan kanın rengine ve gözyaşlarımızın tuzuna buladık, bu da yetmiyormuş gibi, gözlerimizi içimizi gören birer aynaya dönüştürdük, sonuçta gözlerimiz, ağzımızla inkâr etmeye çalıştığımız şeyleri çoğu zaman hiç çekincesiz gözler önüne serer hale geldi.
Yırtarak geçiyor kalbimizden
Hayatı da törpüleyen zaman
Şuramızda bir şey var
Acıya benzer
Umuda benzer
Böyle günlerde her şey
Hem acıya hem umuda benzer.
Yaşam, şimdi ancak kavranılması ve anlaşılması gereken; oysa yaşanması, gerçeğine inilmesi ilerideki yıllara atılan bir yabancı öğe gibi önümüze getirilmiş.