Eymen Dila Dede

Kalabalıklar içinde onlarca yıl yüzmüş ve bu kalabalıkların onu taşıyıp beslediğini asla anlamamıştı, ama şimdi bir balık gibi yalnızlık sahiline vurmuştu; çaresizlik ve şahlanmış acılar içinde çırpınıyordu.
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. İnsanları her zaman duyumsanmayan hava gibi değerlendirmişti yalnızca, ama şimdi boğazı yalnızlıktan düğümlendiği için yalan söyleyip aldatsalar da insanların ne kadar önemli olduğunu, salt varlıklarından neler aldığını, onların rahatlığını, güvenini ve neşesini özümsediğini fark ediyordu.
Çelik Kapı
Dönüp dolaşıp yine kendi kapıma vardım. Benim olduğuna inanılmayacak vaziyetteki o yapıya bakıyorum. Teker teker geziyor gözlerim; verniği akmış çürük ahşaba varıyor, taşlarını özenle dizdiğim merdivenimin kırık basamaklarına, darmadağın odunluğuma bakıyorum sonra, zincirlerinden biri kopmuş salıncağıma..Hayretle izliyorum ot çöpün verandamda rüzgarla dansını. Kimisi iç içe geçmiş kimisi başka bir tarafta ters dönmüş, kırık kasalarım; burnuma kokusunu getiriyor içlerinde taşıdığım limonların. Pencerelerim toz içinde, içeriyi bile göremiyorum ve hemen önünde, hiçbir zaman sevmediğim o gül kokularını arıyorum, solmuş çiçeklerle dolu saksıda. Gözlerimin sonraki durağıysa, çok eskiden var olmayan; şimdiyse dimdik duran, ürkütücü derecede soğuk, o çelik kapı. Onu oraya dikmeden önceki zamanlara hüzünle gülümsüyorum... Buradan her istediğimde güvenle, neşeyle, umutla çıkıp uğradığım o güzel, bahçeli evleri anımsıyorum..ancak yüzümde gülümsemeyle döndüğüm günlerin hatrıma gelmesi çok zor artık. Kapıyı usulca tıklamak geride kaldı. Hızla vuruyorum, ellerimin çürümesini umursamadan. Benliğimi terk etmenin pişmanlığıyla, geri dönüş yolunda aldığım yaraların sızısıyla ve asla açılmayacak bir kapıya vuruyor olma ihtimalimin verdiği korkuyla... -Edd
Şimdi faydası yok beni dert etmelerinin
youtu.be/h5oHhGlWKf0 Hayata birlikte karışalım demiştim zamanında. Hayallerime dahil etmiştim sesini, nefesini. Ama “sen olsan geçer” dediğin hayatla küskünlüğünü, bana rağmen atamadın üstünden. Dahası; ben kendi kendimi zor kurtarmışken yüklerimden, seninkilerin altına girer oldum. Her defasında yorgun düştüm. Omuzlarımı çürttüm. Ciğerimdeki nefesi, gözümdeki yaşı, içimdeki ruhu tükettim. Yine de alıp atamadım. Dermanın olamadım. Tıka basa umutla dolu bir insanım; yarısını ben sana bağladım. Her bir umudun başında aynı renkte, aynı ışıltıda parladı gözlerim. Sense kırmızıya buladın; maviyi zamanla griye boyadın. Şimdi faydası yok beni dert etmelerinin. Ben yokum artık sevgilim. Elimde kalem, kendi yolumu çizmekteyim. Çünkü farkındayım ki kendi yarama ancak ben merhemim. Sen de al eline o kalemi. Güneş de bir yıldız, hırsızı sen ol mesela aydınlat gölgeleri; ısıt ellerini, yüreğini. Ve bırak artık geride kalan o günleri. Bırak. Bırak bizi...
Müzik
Anılar har. Yakar, Ruhum kadar; Ruhuma kadar. -Edd
Şiir