Yalnızız...
Evet, öyleyiz.. Her ne kadar kendimize bile itiraf etmekten çekinsek de, yanımızda yüzlerce kişiden oluşan kalabalıklar mevcud olsa bile, sırılsıklam, baştan aşağı, eni konu Yalnızız..
Yalnızız Çünkü; insanların birbirine baktığı ama görmediği, birbirlerinin feryadını duyduğu ama dinlemeye tenezzül dahi etmediği, birbirleri ile konuştukları hâlde anlaşamadıkları, susmayı bile beceremedikleri iğrenç bir çağa hapsolmuş durumdayız. Biz yalnız olmayacağız da kim olacak?
İşte Peyami Safa da bu yalnızlığımızı; yılların verdiği tecrübelere dayanarak yapmış olduğu psikolojik tahliller, harikulâde denilebilecek ruhî betimlemeler ile birrrrrlikte doğnaaattt [ayy pardon karıştı biraz :) ] ile birlikte çağımızın sorunlarını (mesela az önceki doğnaaat tarzı insanlar) çözümleri ile beraber bize sunuyor. Ve bunların hepsini romanda yer alan Samim isimli karakterin kurmuş olduğu Simeranya isimli ütopya sayesinde başarıyor..
Kitabımızın tüm karakterleri aynı şehirde hatta aynı evde yaşamalarına, birbirleri ile sürekli ilişki içerisinde olmalarına rağmen, birbirlerine bir o kadar yabancı ve bir o kadar da kendi dünyalarına hapsolmuş durumdalar ki..
Romanın tamamına Madde-Mana, Şark-Garp, Hayat-Ölüm, Sevgi-Nefret gibi zıt kavramlara dair güzel tanımlamalar ve aslında bunların zıtlık değil de birbirlerini tamamlayıcı parçalar olduğuna dair güzel düşünce tohumları serpilmiş durumda...
Sizi sizden daha iyi tanımlayacak, yalnızlığınıza bir nebze olsun anlam katacak bir kitap olduğunu düşünüyorum...
Yaşanılası bir dünya..
Son olarak kitaptan bir cümle bırakacak olursam:
Arşı geç, ferşi atla, sidreyi aş
Gör ne var maverada ibrethiz.
Kitapla kalın ki "yalnız" kalmayasınız :)