Barış Bıçakçı şöyle yazmıştı: "Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum," demiști o. Sonra da bana dönüp sormuştu: "İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?
Kırgınsam ses çıkarıyorum, çıt! Evet, böyle kırılıyorum. Çıt! diye. Öyle kırıldığım için de duymuyor kimse sesi. Halbuki bu hayatta çat! diye kırılmak gerek. Diğer türlü anlamazlar...
Burası babamın mezarı. Karşısındaki mermere oturulur. Orada dertleşilir, konuşulur. Orada göz göze gelinmez. Mezarlıklar öyledir, herkes gözünün dalacağı bir toprak parçası bulur, konuşur.
Bazen kendi kendime, "Baba" diye sesleniyorum. Ağza çok güzel oturuyor. Unutmak istemiyorum baba diye seslenmeyi. Kullanılmadıkça unutulmaya yüz tutan başka her şey gibi, kelimeler de unutuluyor.