Elif Asya Tütüncü

Elif Asya Tütüncü
@_elifasyattnc
İyilik benim kendime olan inancım. Yoksa bende biliyorum kimsenin buna değmeyeceğini. __ Jack London
5/10
·166 syf.··
2026 6. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 15:08
Efendi ile Uşağı kitabı; Efendi ile Uşağı ve Sergi Baba olmak üzere iki hikâyeden oluşmaktadır. ​Efendi ile Uşağı hikâyesi; hali vakti yerinde olan ama bir türlü gözü doymayan, para ve zenginlik hırsına kapılmış bir efendi ile onun fakir uşağı arasında geçer. Efendi, daha da zengin olmak ve almak istediği koruluğu başkalarına kaptırmamak için dondurucu bir fırtınada uşağıyla birlikte yola çıkar; hikâyenin sonunda ise bu açgözlülüğün bedelini açıkça görürüz. ​Sergi Baba hikâyesinde ise mükemmeliyetçi bir karakter olan Kasarski'nin, acıyla biten bir aşkın ardından manastıra kapanması ve yaşadığı içsel çatışmalar anlatılır. ​Kişisel Değerlendirmem: ​Bence Efendi ile Uşağı, sosyal medyada veya kitap yorumlarında romantize edildiği kadar mükemmel bir kitap değil. Benim için sadece yoğun okuma dönemlerinin ardından, soluklanmak için okunabilecek, ortalama akıcılıkta bir eser. Eğer siz de ağır ve yoğun kitaplardan sıkıldıysanız, güzel bir mola vermek için ideal bir tercih olabilir.
Efendi İle UşağıLev Tolstoy · Koridor Yayınları · 202010,6bin okunma
“Kötü bir anıyı unutmanın en iyi yolu güzel bir tanesiyle değişmektir.”
10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
·
33 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2026 22:46
İnsanoğlu olarak fıtratımız gereği her şeyi çok düşünürüz. Düşünmek elbette kötü bir eylem değil; aksine kendimizi geliştirmemize ve farkındalık kazanmamıza büyük fayda sağlar. Fakat ne yazık ki her şeyde olduğu gibi, düşünmenin de aşırısı zarardır. Bazı insanlar yaşadığı olayları veya travmaları unutamayıp üzerine fazla düşünmeye başladığında, bu durum bir süre sonra panik atak, anksiyete veya OKB gibi psikolojik hastalıklara evrilebilir. ​Bu süreçleri yaşayan insanlar, başkalarının "küçük" diye nitelendirdiği her şeyi zihninde büyütebilir, saatlerce düşünebilir ve kimi zaman sinir krizleri geçirip ağlayabilirler. Ne yazık ki ellerinden tutan, onlara sarılan ve ben buradayım diyen kimsede olmaz... Gerek ailesi gerekse yakın çevresi, arkadaşları tarafından çoğu zaman anlaşılamazlar; "boş ver, geçer" gibi tesellilerle geçiştirilirler. Ancak bu durum geçmez. Aksine, sevdiklerinden destek bulamamak kişiyi daha çok yorar ve zihnindeki düşünce döngüsünü artırır. ​İşte tam bu noktada insan; yaşadıklarına benzer tecrübelere sahip kişiler, kitaplar, filmler, diziler, belgeseller, araştırmalar, videolar ve daha fazlasını aramaya başlar. Fakat bu içerikler bazen bizi sadece anlık olarak rahatlatıp sürekli bir "araştırma çukuruna hapseder. Aşırı düşünmeye neden olan bu durumları araştırmak kötü değildir; asıl sorun öğrendiklerimizi hayata geçirememektir. Kurtulmak için amacımız sadece öğrenip rahatlamak değil, öğrendiklerimizi uygulamak olmalıdır. ​Zeynep Selvili Çarmıklı bu kitabında bizlere sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda somut çözüm yolları da gösteriyor. Eğer siz de benzer süreçlerle mücadele ediyorsanız ve çevrenizden yeterli desteği bulamadığınızı hissediyorsanız, bu kitap sizin için harika bir yol arkadaşı olabilir.
Pembe Fili DüşünmeZeynep Selvili · İnkılap Kitabevi · 202411,6bin okunma
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
18 saatte okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 09:31
Bir şey öğrendim: İnsan ağlamayı bile erteleyebiliyor. Ama bazen ağlamamak, ağlamaktan daha çok yoruyor. Bu kitap bana çokça şükretmeyi, daha başka insanların daha başka acılarını görmeyi, onları anlamaya çalışmayı, gerektiğinde durmayı bilmeyi ve düşünmeyi , para yerine dua, dua edecek insanlar biriktirmeyi ve daha nice erdem öğretti. Bu kitapla hayatımın çok zor ama bir o kadar da özel olan döneminde tanıştım ve iyiki de tanışmışım. Yazarın bu kitabı yazış amaçlarından biri insanlara iyi gelebilmekmiş. Şahsım adıma gözüm kapalı diyebilirim ki bu kitap bana çok iyi geldi. Kitabın değerli yazarından gerçekten Allah razı olsun. Umarım kısa sürede daha çok kitapları olur ve keyifle okuyabilirim
Rabbim Ne Olur Toparla BeniEngin Uzun · Aile Yayınları · 202642 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 16:09
Türk romanının fantastik türünün ilk örneklerinden sayılan Gulyabani, gerçekten tek kelime EFSANE bir romandı benim için. Kitaba başlarken bir günde bitireceğim aklımın ucundan bile geçmezdi ama kitap o kadar sarıyor ki elinizden bırakamıyorsunuz. Kitapta Muhsine karakteri dul kaldıktan sonra Üsküdar'ın sessiz kırlarındaki bir çiftliğe hizmetçi olarak gitmek zorunda kalır. Bu çiftlikte doğa üstü varlıklar vardır ve bu varlıklar evin hanımı, iki hizmetçi kadını ve yeni hizmetçi olan Muhsineyi delirtme noktasına getirerek her gece korkutur. Fakat iş aslında sanıldığından çok farklıdır. Bu doğa üstü varlıklar bizlere hiç yabancı gelmeyecek, içimizde bulunan cinsten varlıklardır. Konağın kahyalarından biri olan Hasan yeni gelen hizmetçi Muhsineye aşık olur ve hem onu hem ev sakinlerini kurtarmak için olayları açığa çıkartmak için uğraşır. Ve sonunda muvaffak olur. Türk edebiyatının eşsiz eserlerinden biri olan Gulyabani hem günlük hayatta sıkça karşılaştığımız korkunç varlıkların gerçek yüzünü hemde Muhsine ve Hasan arasındaki saf aşkı anlatan harika bir romandır. Bu harika eseri gönül rahatlığıyla herkese önerebilirim.
GulyabaniHüseyin Rahmi Gürpınar · Kapra Yayıncılık · 202217,9bin okunma
10/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 06 Ocak 2026 13:14
2026’nın ilk kitabı Beyaz Zambaklar Ülkesinde... Bu kitaba 2025’te başlamıştım ve dün nihayet bitirdim. Bu kitabı okurken başlarda çok sıkılmış, hiçbir şey anlamamıştım ve kitabı sıkıcı diye suçlamıştım. Oysa bitirince sorunun kesinlikle bende olduğunu anladım. Beyaz Zambaklar Ülkesinde, Finlandiya'nın kuruluş, aydınlanma ve özgürlüğüne kavuşma hikâyesini anlatıyor. Finlandiya halkı uzun müddet İsveç’in baskısı altına kalıyor ve bu süreçte halk bilinçsizleştiriliyor (eğitimden uzak bırakılıyor, Fin dili ve kültürü geri plana itiliyor; yargıdan yönetime, eğitimden kiliseye kadar tüm kadrolar İsveçlilerden oluşuyor, üstelik İsveç halkı da Fin halkına karşı kibirli ve üstünlük taslayan bir tutum sergiliyordu); daha sonra İsveç-Rusya Savaşı’nda Rusya’nın egemenliğine giriyor. Rusya’nın Finlandiya’yı istemesinin temel sebebi, başkentine yakın bölgede kendisine karşı düşman bir devletin bulunmasını istememesi. Bu nedenle Rusya yönetimi Fin halkına kendi kültürünü yaşama imkânı veriyor; ancak İsveç baskısından yeni çıkmış olan Finlandiya halkı fakir, bilgisiz ve sosyal çürümenin içinde kalıyor. Fin kültürünün yeni havarisi olan Snellman, Fin halkının bilinçlenme sürecindeki en önemli temsilcisi hâline geliyor. Snellman’ın temsilciliği ve öncülüğünde, ülkesini seven ve ülkelerinin bu durumuna üzülen rahipler, öğretmenler, subaylar, doktorlar ve az sayıda bulunan aydın kimseler bu duruma sessiz kalmıyor; gerek yavaş yavaş etkili ve bilinçli konuşmalar, gerekse fiilen atılan adımlar sayesinde halk bilinçlendiriliyor. Halk da ülkesi için canla başla çalışmaya başlıyor ve sonunda özgür ve aydın bir Fin halkı ortaya çıkıyor. Kitabı okurken keşke bizim ülkemizde de böyle bir uyanış olsaydı diye düşündüm. Bu kitap gerçekten bana çok şey kattı. Kesinlikle artık baş ucu kitabım. Bu
Beyaz Zambaklar ÜlkesindeGrigory Petrov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025124,6bin okunma