İnsanoğlu olarak fıtratımız gereği her şeyi çok düşünürüz. Düşünmek elbette kötü bir eylem değil; aksine kendimizi geliştirmemize ve farkındalık kazanmamıza büyük fayda sağlar. Fakat ne yazık ki her şeyde olduğu gibi, düşünmenin de aşırısı zarardır. Bazı insanlar yaşadığı olayları veya travmaları unutamayıp üzerine fazla düşünmeye başladığında, bu durum bir süre sonra panik atak, anksiyete veya OKB gibi psikolojik hastalıklara evrilebilir.
Bu süreçleri yaşayan insanlar, başkalarının "küçük" diye nitelendirdiği her şeyi zihninde büyütebilir, saatlerce düşünebilir ve kimi zaman sinir krizleri geçirip ağlayabilirler. Ne yazık ki ellerinden tutan, onlara sarılan ve ben buradayım diyen kimsede olmaz...
Gerek ailesi gerekse yakın çevresi, arkadaşları tarafından çoğu zaman anlaşılamazlar; "boş ver, geçer" gibi tesellilerle geçiştirilirler. Ancak bu durum geçmez. Aksine, sevdiklerinden destek bulamamak kişiyi daha çok yorar ve zihnindeki düşünce döngüsünü artırır.
İşte tam bu noktada insan; yaşadıklarına benzer tecrübelere sahip kişiler, kitaplar, filmler, diziler, belgeseller, araştırmalar, videolar ve daha fazlasını aramaya başlar. Fakat bu içerikler bazen bizi sadece anlık olarak rahatlatıp sürekli bir "araştırma çukuruna hapseder. Aşırı düşünmeye neden olan bu durumları araştırmak kötü değildir; asıl sorun öğrendiklerimizi hayata geçirememektir. Kurtulmak için amacımız sadece öğrenip rahatlamak değil, öğrendiklerimizi uygulamak olmalıdır.
Zeynep Selvili Çarmıklı bu kitabında bizlere sadece bilgi vermekle kalmıyor, aynı zamanda somut çözüm yolları da gösteriyor. Eğer siz de benzer süreçlerle mücadele ediyorsanız ve çevrenizden yeterli desteği bulamadığınızı hissediyorsanız, bu kitap sizin için harika bir yol arkadaşı olabilir.