Eylül️️

Eylül️️
Beni anlamaz Anlamaz, niye anlasın Anlaşılmak -değil mi ama- sanki kimsenin olamaz. Edip Cansever
KİTAP DESTEĞİ
Merhaba Zor bir dönemden geçiyoruz. Kitaba ihtiyacı olan öğrencilere kitap desteğinde bulunmak için hem de kitap talep etmek için yferrum.com sitesine bakabilirsiniz. Herkese geçmiş olsun. Beğenerek ve paylaşarak daha çok kişinin görmesine yardım ederseniz sevinirim.
Deprem
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Sabahattin Ali’nin Sırça Köşk adlı eserinde okuduğum bu alıntılar Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. “Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?” diyorlar. “Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirilen kemirilen eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi, güzel şeyler kalmadı mı? Neden yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?” Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez. Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ıstıraptan, nefretten değil... rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim... (Sırça Köşk, Sf: 65) Ah ben hayvanları çok severim. Bütün canlı mahlukları, hayatı, güzelliği, saadeti severim. Bahtiyar bir köpek bile benim içimi sevinçle dolduruyor. Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor. (#:207624, Sf: 69) Yaşar Kemal’in Zulmün Artsın adlı eserindeki bu alıntıyı aklıma getirdi: Gene karşıma geldi dikildi, Anadolunun yüzlerce yıllık yoksulluğu. Anadolu’dan söz açmak isterken, ister istemez, bu yoksulluk belası gelip karşına dikiliyor. Oysa ben bahardan, baharın güzelliğinden söz açmak istiyordum. Bahar, güneş soyut şeyler değil ki… İster istemez insanların yaşantısı giriyor araya. İnat ettim, ben bugün gene de bahardan, salt bahardan söz açmak istiyorum. Yazarlarımız güzel şeylerden bahsetmek istemişler hep ama bazen bu pek
Edebiyat
Niçin hep acı şeyler yazayım? Dostlar, yufka yürekli dostlar bundan hoşlanmıyorlar. “Hep kötü, sakat şeyleri mi göreceksin?” diyorlar. “Hep açlardan, çıplaklardan, dertlilerden mi bahsedeceksin? Geceleri gazete satıp izmarit toplayan serseri çocuklardan; bir karış toprak, bir bakraç su için birbirlerini öldürenlerden; cezaevlerinde ruhları kemirilen kemirilen eriyip gidenlerden; doktor bulamayanlardan; hakkını alamayanlardan başka yazacak şeyler, iyi, güzel şeyler kalmadı mı? Neden yazılarındaki bütün insanların benzi soluk, yüreği kederli? Bu memlekette yüzü gülen, bahtiyar insan yok mu?” Hiç olmaz olur mu? Arayıp, bulup görmek lazım. Bunun için de kenarı köşeyi araştırmak istemez. Her şey apaçık ortada, göz önünde. Sade güler yüzlü, bahtiyar insanlar değil, bahtiyar köpekler bile var. Ben de karar verdim, bu sefer açlıktan, ıstıraptan, nefretten değil... rahattan, tokluktan, sevgiden bahsedeceğim...
Sayfa 65 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat
Ah ben hayvanları çok severim. Bütün canlı mahlukları, hayatı, güzelliği, saadeti severim. Bahtiyar bir köpek bile benim içimi sevinçle dolduruyor. Ben karanlık şeylerden bahsetmek için dünyaya gelmemişim. İçim tatlı, sıcak, neşeli şeyler anlatmak isteğiyle yanıyor.
Sayfa 69 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat
İşte böylece, bir zamanlar kudretlerine son yokmuş gibi görünen, yeryüzünden silinip gidecekleri akla bile gelmeyen bu devlerin şimdi sadece bataklıklarda tek tük kemikleri, müzelerde iskeletleri ve masallarda korkunç, fakat zararsız hatıraları kaldı. Çünkü hayatsın durdurulmaz akışı bunu böyle istiyordu.
Sayfa 147 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları
Edebiyat