...
Dışarıda yorgun bir sonbahar havası var.
Ağaç dipleri yaprak mezarlığına dönüyor. Üşüyen sevgili için kaşkolunu çıkarıp, onun zarif boynuna sarma zamanı. Bir sahil kenarı çaycısına sığınma vakti. Bulutlar bir şeyler anlatmaya çalışır böyle zamanlarda.
Ben bulutların dilinden anlamam
O yüzden sık sık yağmur yağar ben dışarı çıkınca.
Şimdi bütün bunların önemi yok.
Önemi yok şimdi bütün bunların.
Ben umut arıyorum.
Ben umut arıyorum.
Ben umut arıyorum.
Ben seni arıyorum...
Gözlerini kapadı. Yalnızlığını, terkedilmişliğini unutmak için o günkü olayları, özellikle de tekrar görüp yaşamaktan mutlu olacağı olayları hatırlamaya çalıştı ...
Anlatımı o kadar güzel ki insanın yüreğine çekiç darbeleri ile kazınıyor her sayfa. Yani sadece iki kitabını okumama rağmen ikisinde de çok iyi ters köşe yapıyor yazar ve sonunun da okuyucuyu gerçekten çaresizlik ve melankolinin içerisinde bırakıyor. Ancak genede insan kendini anlayamadığı bir şekilde hüzünden çok hala bir umudun, baş kaldırmanın olduğu hissini uyandırıyor.
Kütüphanede bulunması gereken çok güzel ve bir o kadar insanın içini kemiren bir kitap...
Gerçekçi bir küçük prens .