Bir çocuğumuz oldu, onu büyüttük, hayat baştan başlıyor sandım, bana bahşedilenden daha aydınlık, daha mutlu bir yaşantım olacağını, ölmeyeceğimi sandım... Şimdi o geceler benden uzaklaşıp başka adamların koynuna giriyor. Yalnız ölüp gideceğim... Bir başıma... Zira onlar için çoktan öldüm. Tanrım... Tanrım... hiç bu kadar yalnız olmamıştım...
Yıllardır aynı yatakta aynı nefesi soluduk... Ve şimdi, şimdi nerede? Yüzünü artık tanıyamıyorum... Benimle bir yabancı gibi konuşuyor ve asla hayatımı düşünmüyor, hislerimi, acılarımı ve düşüncelerimi. Her geçen yıl birbirimize daha fazla yabancılaşıyoruz. Nereye gitti, nereye?
Oysa Erna ve annesi, benim tek kelime Fransızca bilmediğimi biliyor, en azından komik duruma düşmemem için bana soru sormuyorlar. Beni önemsemiyorlar, umurlarında değilim; rahatsızlık veren bir varlık, sinir bozucu, rahatsızlık verici biriyim...