İyiyim yani, bir problemim yok hiçbir şeyle. Kalan zamanımın tadını çıkarıyorum. "Bundan beş yıl sonra kendini nerede görmek istersin?" diye sorarlar ya bazen, bunu hiç düşünmüyorum mesela. Nerede olduğum önemli değil çünkü. Nerede olursam olayım, kıkır kıkır gülerken bulmak istiyorum ben kendimi. Aklım fikrim serserilikte. İnsanlar genellikle benim çok şey bildiğimi sanıyorlar... Halbuki gerçekten de, gülmekten başka tek bir yol bile bilmiyorum Osman.
Hayatım bir mekanmış da herkes içerideyken dışarı çıkmışım. Dönen muhabbetten kafam şişmiş, kapının önünde peş peşe sigara içiyorum. Hava soğumuş ama içeri giresim yok, parti bitene kadar dışarıda takılmak istiyorum. Komple gitsem çok ayıp olurmuş ondan duruyorum. Dünyanın konularıyla ilgilenmiyorum Osman.
Başta da söylediğim gibi, ben bir süreliğine tadilata aldım zihnimi. Nalbur nalbur dolaşıyor, en iyi malzemeleri kovalıyorum. Daha uzun yıllar dayansın diye hiçbir masraftan kaçınmıyor, bütün birikimimi bu uğurda harcıyorum. Arkama dönüp şöyle bir bakıyorum da, aklımızdan başka kaybedecek neyimiz kaldı ki Osman?
Bu arada şunu da belirtmeden geçemeyeceğim. İnsanların çayı şekerli içmelerinin eleştirilmesinden çok sıkıldım. Evrimimizin tamamen şeker peşinde ve şeker uğruna gerçekleştiğini bilmeyen insanlar bu konuda resmen "sugarshaming" yapıyorlar bence. Tamam, sağlıksız olduğu söylenebilir ama sonuçta atalarımız böyle hayatta kalmış. Azıcık analiz, azıcık sentez rica ediyorum. Akşamdan akşama bir şekerli çayımız var, ona da karışmasınlar be Osman.
Konuyu niye şekere getirdim? Çünkü konuları hep tatlıya bağlamak gerekir. Dalga geçemediğimiz her şey bizi tüketir, gülelim gitsin Osman.