O sırada gözümüzün önüne sıra sıra uygun adım yürüyen erkekler, çark yaparak yer değiştiren erkekler, geçit törenlerinde yürüyen erkekler geliyor, gemileriyle yeni denizlere açılan, bilinmeyen dağları keşfeden, atları ehlileştiren, sürüleri güden, toprağı süren ve ekip biçen, demir ocaklarında ve firınlarda çalışıp duran, maden kazan, yollar ve köprüler ve yüce katedraller inşa eden, büyük işletmeleri yöneten, üniversitelerde öğretmenlik yapan ve kiliselerde vaaz veren, her şeyi yapan ve "dünyayı” döndüren bütün o erkekler geliyor.
KADINLAR dediğimizde ise aklımıza gelen sadece DİŞİYdi, cinsiyetti.
İki bin yıldır hiç bozulmamış bu dişi medeniyetteki kadinlar için ise KADIN kelimesi gerçekleştirdikleri bütün sosYal gelişimi çağrıştırırken ERKEK kelimesi sadece eril cinsiyeti anımsatıyordu.