Bir an durmuş, genişlemiş büyümüş
Bir eski şarkı, bir eski bahar, bir bildik deniz Vakit nisan ortasında bir akşam...
Bu şiirde sevda sevda üstüne
Senelerdir veda veda üstüne
Kendimizin ne kadar farkındayız ki yapabileceklerimizin farkında olalım dedirten bir eserle karşı karşıya kaldım.
"Acaba biz, dünyamızdaki özgürlüğün bitişini izleyen Martılar mıydık?"
Hakikaten de öyle miydi ? Çevremizde kaç tane martı Jonathan olabilirdi ki şüphesiz sayısı sınırlıdır.
Jonathan Livingston kendi sürüsü tarafından dışlanmış aykırı bir martı. Alışılmışın dışında, sıradışı bir karakter . Uçmak, uçmak, daha hızlı uçmak.
Diğer sürü üyeleri gibi alışılmışı kabul etmeyen , kendini , sınırlarını ve yeteneklerini zorlayan Jonathan sürüden dışlanıp atılmasıyla birlikte yepyeni bir maceraya atılır ve hayat mücadelesi başlar. Asla pes etmez başarılı olmak ve bunu diğer martılara kanıtlamak için hep çalışır. Kalıplaşmış yasaları çiğner ve özgürce neler yapabileceğinin farkına varır.
Uçmak onun en büyük tutkusu ve her seferinde yeni bir fit de uçmak için çabalar.
Bu yolda tanıştığı yeni martılara rehber olur . Son bölümde de çakıl taşı motifiyle ilginç bir görüntü karşısında şaşkınlığa bürünür.
Peki Jonathan karakteri bize ne katmalı ? Kitaptan bir alıntı ile buna hemen karar verelim.
"Artık Yaşamak için bir nedenimiz olmalı; öğrenmek, keşfetmek, özgür olmak gibi. Bana bir şans verin, öğrendiklerimi Size göstereyim."
Bu anlamlı cümleden de anlayacağımız üzere hayatta kendi özgürlüğümüze ve yeteneklerimize hitap etmemiz gerektiği, başarının bazı bedelleri olduğu, bu başarıya ulaşmanın hiç de kolay olmadığı , zorluklara göğüs germeyi, özgürlüğün paha biçilmez bir şey olduğu , kendimize , gücümüze ve hayata bakış açımıza sınır koymamamız gerektiği ve asla pes etmememiz gerektiğini anlatan bir fabl örneği.
Kesinlikle okuduklarım arasında güzel bir yere sahip olucak. İçimizdeki Martı Jonathanları keşfetmemiz dileğiyle
Keyifli okumalar .