dēraito

Mükemmel olmayan yaşamlarımızda boşa harcanmış zamanların da yeri önemli değil midir? Eğer bu mükemmel olmayan yaşamlarımızdan tüm bu boşa harcanmışlıkları çıkaracak olursak, yaşamlarımız mükemmel olmama özelliğini bile yitiriverir.
Sayfa 12 - 22. Baskı - Ekim 2016, Çeviren: Ali Volkan Erdemir, Doğan Kitap.
Edebiyat
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Son vapur
Güvertenin ön tarafındayız. Yakınımızda kimseler yok. Başlarımız birbirine dayalı. Rüzgâr onun saçlarını benimkilerine, teninin kokusunu denizinkine karıştırıyor. Gözlerim kapalı. İki eli de avuçlarımda. Sıkıyorum. Başını hafifçe çekiyor ve yan bakışlarıyla gözlerimi arayarak gülümsüyor. Yüzünde; müşterek bir rüya anının dalgınlık izleri yerine, ağır düşüncelerden gelen bir dehşet intibaı var. Bir korku sarayının simsiyah koridorlarında dolaşan yalnız ve mahpus bir kraliçe gibi gözleri karanlığı emiyor, büsbütün irileşiyor ve güzelleşiyor. Ben onun münzevi kalbine uzaklardan seslenmek için, kulaklarının içine en güzel hislerimi fısıldıyorum. Sonra dudaklarımı yanaklarının üstüne koyuyorum. Yüzü yanıyor, o kadar yanıyor ki, biraz sonra kül olup dağılmasından korkuyorum. Sonra ince bir ıslaklık. Hafif bir titreme. Gözlerinin içine bakıyorum. Karanlık; ve soruyorum: - Ağlıyor musun? Gözlerini yumuyor.
Sayfa 27 - Ötüken, 50. basım. Tashih: Abdullah Ezik
Türk Edebiyatı
“Şimdiye dek yazdıysan yazmak istediğin içindi. Yazmak istemiyorsan, yazman gerekmez. Roman yaz­mayı bıraktın diye bir köyü yakıp kül etmiş falan değilsin. Bir gemiyi batırmış da değilsin. Gelgit akıntılarının yönünü değiştirmiş de değilsin. Devrimi beş yıl geciktirmiş de değil­sin. Kimse senin yaptığını ihanet olarak adlandırmaz bence.”
Sayfa 72 - 22. Baskı - Ekim 2016, Çeviren: Ali Volkan Erdemir, Doğan Kitap.
Alıntı
Şimdi biraz kendimden söz edeyim.
Ancak ne zaman kendimden söz etmeye başlasam aklım karışır: “Ben kimim?” varoluşsal sorusuyla kaçınılmaz şekil­de klasik paradoksun ayaklandığını hissederim. Diğer bir de­yişle, sade bir bilgi birikimi üzerinden söylersem, benim hak­kımda benden daha fazlasını anlatabilecek birisi bu dünya­nın hiçbir yerinde yok. Ancak ben kendimi anlatırken, anla­tılan benin bazı özellikleri kaçınılmaz olarak anlatıcı ben ta­rafından -değer yargısı, algı derecesi, gözlem yeteneği, çeşit­li gerçekçi çıkarımlar açısından- seçilip ayıklanacak. Öyle olunca da, anlatılan “ben” aslında ne kadar nesnel gerçekli­ği yansıtacak acaba? Buna çok takılıyorum. Aslında çok eski­den beri aklımı kurcalıyor da diyebilirim.
Sayfa 64 - 22. Baskı - Ekim 2016, Çeviren: Ali Volkan Erdemir, Doğan Kitap.
Sumire, özellikle şu kısmı seviyordu:
İnsan yaşamında bir kez olsun vahşi tabiatın içine karışmalı, ne kadar sıkıcı olursa olsun sağlıklı bir tek başınalığı deneyimlemeli. Tamamıyla kendine bel bağlamak zorunda olduğunu keşfedip, sonrasında kendi içindeki gerçeği, içinde gizlenmiş gücü öğrenmeli.
Sayfa 13 - 22. Baskı - Ekim 2016, Çeviren: Ali Volkan Erdemir, Doğan Kitap.
1000Kitap