"Mutluluksa hiç kucağa alınabilecek, yük olacak bir şey gibi gelmiyor. Hatta o bizi taşıyor olabilir. Bir evrenden başka bir evrene, bir oluştan başka bir oluşa... insanı bazen kucaklayan, bazen arkasından iten, bazen coşturan, bazen dinlendiren ama hemen her zaman tazeleyen, yenileyen, güç veren bir duygu. İçindeyken yakalamakta zorlandığımız, çoğunlukla sonradan farkına vardığımız kısa ve güzel anların toplamı..."
"Mutsuzluk mutluluğa göre daha somut gelir bana. Neredeyse elle tutulup gözle görülen, rengi, kokusu, tensel hissi olan, evrilip çevrilebilen ve hatta parçalara ayrılıp tekrar birleştirilebilen bir nesne gibi.
...
Mutsuzluğu tutup birinin kucağına koyabilirsiniz ve o biri gerçekten de fiziksel olarak hisseder ağırlığını. İnsanın eline, koluna, bağrına çöker, kasları, kemikleri ağrıtır."