Kaplar, ancak içlerine konulan şeylerin önemi ve üstünlüğüyle, önemli ve üstün olurlar. Kulların kalpleri de, ma’rifetullahın (Allah’ı bilmenin, Allah bilgisinin) yeri olduğu için önemli ve üstündür
Yine havanın hareketiyle, yağmurun nasıl parçacıklara ayrıldığını ve yere damlalar halinde düştüğünü bir düşün! Eğer havanın hareketi olmasaydı, su yere bütün bir kütle olarak iner ve indiği yeri de mahvederdi. Ancak yere damlalar halinde inen su, yerde toplanır ve hiçbir şeye zarar vermeden nehirleri ve denizleri oluşturur. Böylece canlılar en güzel şekilde onlardan yararlanmış olurlar. Yüce Allah’ın kullarına olan rahmetine, lütfuna ve onların işlerini nasıl yürüttüğüne bir bak!
Kutlu Nebi'nin (s.a.v) Mihmandarı Ebû Eyyûb El-Ensari...
Eyüp Sultan'ı bir de İskender Pala'dan dinleyin derim.
Roman kısa diyebileceğimiz bölümlerden oluşuyor ve her bölüm farklı bir kişinin ağzından anlatılıyor. Bu sayede bir olayı farklı kişilerin bakış acısıyla görme şansına sahip oluyoruz.
Şahsi düşüncem, bu kitabın o dönem hakkında az da olsa akademik bir bilgiye sahip olunduktan sonra okunması. Çünkü kitap daha çok duygulara hitap ediyor. Eğer o dönem hakkında zemin olacak bilgiye sahip isek bu kitap da işin duygu kısmını tamamlıyor. Yani kitabı okuduğunuzda akademik bilgiden çok dönemin ruhunu, aynı zamanda Bizans ruhunu yaşıyorsunuz. Ve önceden zihninizde olan bilgiler somut bir zemine oturuyor. Bu yönden kitabın bana çok şey kattığını söyleyebilirim. En azından ruh kazandırıyor bilgilere.
Roman okurken sıkılan bir insan olmama rağmen bu kitabı okurken hiç sıkılmadım. Kitabı her açtığımda zamanda yolculuk yaptığımı hissettim. Mihmandar ile gönül bağı kurdum. İnşallah hissetmiştir...
Tabi bu vesileyle Eyüp Sultan'ı bir kez daha ziyaret etmek ve onunla hasbihal etmek vacip oldu :) Bir de Hamed'i, nam-ı diğer Altın Çekirge'yi...
"Evlat, Kutlu Nebi'nin 'Benim yolumdan sapan benden uzak düşmüştür.' hadisini aklından çıkarma sakın; hangi şart, zaman ve zeminde olursan ol, bu ikazı sakın aklından çıkarma."