rojinavc

rojinavc
@_naifdusunceler
Terk ettiğin şehirler, yarım kalmış şiirler Sustukların büyür içinde...
Türkçe Öğretmeni
Lisans
Diyarbakır
32 okur puanı
Eylül 2023 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

rojinavc

, 2026 okuma hedefini ekledi.
2026 OKUMA HEDEFİ
18/5 kitap - %360 tamamlandı
18 kitap okudu
5 kitap
4.060 sayfa
2 inceleme
7 alıntı
Puan vermedi·224 syf.·
2025 56. kitabı
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın Beş Şehir adlı eserinin başlığı içinde bulundurduğu beş şehirden almaktadır. Ankara,Erzurum, Konya, Bursa ve İstanbul'u merkeze alarak şehirleri yalnızca coğrafi mekânlar olmaktan çıkarıp tarih, medeniyet, sanat ve kimlik ekseninde derinlemesine ele alan deneme türündeki başyapıtlarından biridir. Tanpınar, her şehri kendi ruhu, mimarisi ve tarihî birikimi içinde yorumlarken, bu şehirlerin Türk kültür ve medeniyetinde ki yerini şiirsel bir dille sorgular. Eserinde her bir şehri ayrı bir bakış açısıyla ele alır. Şehirleri farklı semboller ile estetik bir dille açıklar. Geçmiş ve gelecek arasında köprü kurmayı hedefler. Örneğin eserdeki Ankara ilini Millî Mücadele'nin sembolü, Erzurum'u sert tabiatı ve direnişi, Konya tasavvuf ve Selçuklu mirasını, Bursa Osmanlı'nın kuruluş zarafetini, İstanbul'u ise katmanlı medeniyet yapısıyla imparatorluk hafızası diye temsil ediyor. Aslında yazar eserinde şehirleri "Medeniyet Tasavvuru" olarak görür. Geçmişte kaybolan değerlere karşı duyulan hüznünü ve modernleşmenin şehir kimliği üzerinde oluşturabilecek olumsuz durumlara duyduğu endişeleri ele alır. Bence haksız da sayılmaz açıkçası. Günümüz yaşam şekline baktığımızda eski gelenek ve göreneklerden pekte bir şey kalmadığını görüyoruz. Batıya çok fazla yönelim olduğunu ve bunların kültürümüzü, yaşam tarzımızı aynı zamanda şehirlerin kimlik yapısını nasıl bozduğunu bir çok yerde görebiliriz...:)
Beş ŞehirAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201914,2bin okunma
"Hayat ne kadar boş bir şey! Bir nehir gibi akıp gidiyor ve biz, kıyısında durup onun akışını seyreden zavallılar, sular çekildiğinde geriye kalan çamurdan başka bir şey görmüyoruz. Çocukken her şey ne kadar da büyüktü! Gökyüzü daha mavi, güneş daha parlaktı; çiçeklerin kokusu bile bir başkaydı. Şimdi ise her şey solgun, her şey renksiz. Ruhum, içinde kimsenin yaşamadığı, pencereleri kırık, duvarları nemli eski bir şato gibi; sadece hatıraların hayaletleri koridorlarda geziniyor."
Kitap Alıntısı