NG

Yaşam, okunması gereken kitapları okumaya yetmiyor.
Puan vermedi·544 syf.··
2020 53. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 15 Aralık 2020 00:08
Kitaba dair dilimin ucuna gelen fakat telaffuz edemediğim yakıştırmalar var. Zihinde değişik bir tad bırakan bir kitap oldu benim için. Okumak için acayip heyecanlandığım bir kitaptı. Belki Atatürk gibi bir liderin yanından hiç ayırmadığı bir kitap oluşunu bilmek kitaba dair merakımı arttırdı, belki Feride'nin öğretmen oluşuyla özdeşleştirebileceğim taraflarımızın olacağı düşüncesi bilmiyorum kitaba dair uzun zamandır bende bir okuma isteği vardı. Kitap, nişanlısının ihanetine uğrayan Feride 'nin Anadoluya öğretmen olarak kaçışını anlatan "naif" bir eserdi. Eserde Feride' nin yaşadığı zorlukları bu zorluklarla mücadele edişi güzel bir dille bizlere sunulmuş. Okurken hiç zorlanmıyorsunuz kitap adeta akıyor. Kitabı okumadan kitabın Feride ile Kamran aşkını yoğun olarak işlediğini düşünüyordum fakat kitapta bu aşka "bence" çok az yer verilmiş. Ve açıkçası mutlu sonları seven biri olarak ilk defa bir kitabın mutlu sonla bitmesini istemedim. Feride 'nin hak etmediği bir ihanete uğrayıp sonunda tekrar Kamran' a dönüp onu affetmesi beni üzdü. Kitapta geçen şu kısım düşüncelerime ayna tutmakla birlikte Feride 'yi ve Feride gibi sevenlerin durumunu da özetler nitelikte: " Şunu da tasrih edeyim ki bu işte seni zerre kadar düşünmedim. Hani gönlümün rızasıyla sana Feride gibi nadide bir kız değil evimin kedisini bile teslim etmezdim. Fakat gel gör ki bu deli kızlara söz anlatmak kabil değil. Sizin gibi toy, kalpsiz adamların nesini severler, bilmem ki... (Merhum Hayrullah) "
1000Kitap
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·637 syf.··
2020 52. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 08 Aralık 2020 16:21
Rus edebiyatının hatta dünya edebiyatının benim için sanırım en iyi yazarı Tolstoy'dur. Bu düşünceme bu kitabını okuyarak artık emin oldum. Daha önce okuduğum diğer kitaplarında yazarın dilini, üslubunu bakış açısını çok beğendiğimi ifade etmiştim diğer incelemelerimde ama bu kitaptan sonra benim dünya çapında en sevdiğim yazar Tolstoy olmuş oldu. Diriliş, Tolstoy'un son eseridir. Hatta bu kitabından sonra kilise tarafından tepki aldığı söylenir. Kilisenin aldığı bu tavır karşısında kitabın içeriğini tahmin etmeniz zor olmayacaktır. Nehlüdov adında genç bir prensin Rusya'daki halalarını ziyaret etmesi ve bu ziyaret sırasında o evde çalışan Katyuşa'yı(Maslova) iğfal ederek hamile bırakması ile olaylar başlıyor. Nehlüdov Katyuşa'yı hamile bıraktığından habersiz orayı terk eder ve hayatına devam eder. Ama olaylar Katyuşa için farklı gelişir. Hamile olduğu anlaşılan kız o evden kovulur sonrasında geneleve girecek kadar kötü şartlarla karşı karşıya kalır. İşte asıl olay geneleve düşmesiyle başlar çünkü o evde bir cinayet işlenir ve suç Katyuşa 'nun üzerine atılır. Hapse düşen Katyuşa yargılanmak üzere mahkemeye çıktığında jüri üyelerinden biri onun orda olmasına sebep olan Nehlüdov' dur ve Nehlüdov kızı görür görmez kendi dirilişini yaşar. Mahkemede yargılanan Katyuşa olsa da o günden sonra aslında asıl yargılanan Nehlüdov olur çünkü Nehlüdov o günden sonra kızın peşini bırakmaz ve kendini affettirmek için elinden gelen her şeyi yapar. Onunla evlenmek isteyecek kadar kendini huzursuz hisseden Nehlüdov, bu şekilde kendini rahatsız eden o ilahi cezadan kendini kurtarmayı amaçlar. Kitap benim için istediğim gibi bitmese de ders niteliğinde bitişlerinin olması beni yine de mutlu etti. Tolstoy'un topluma, yönetimlere, inançlara bakış açısını çok açık ve net olarak bu kitapta
1000Kitap
DirilişLev Tolstoy · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202521,5bin okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2020 51. kitabı
·
20 saatte okudu
·
Okunma: 28 Kasım 2020 15:46
Yazarımızın tarihi kitap olarak görmediği ama benim gözümde dönem kitabı olarak duran bu kitap, 17. Yüzyıl Osmanlı Devleti'nin iktidar savaşlarının - deyim yerindeyse taht savaşlarının - alegorik bir üslupla eleştirel bir tutumla anlatıldığı bir eserdir. Yazar , günümüzde isim değiştirerek varlığını hala sürdüren iktidar - köle ilişkisini bir köle ağzından bizlere o zamanın diliyle ve Naima ile Evliya Çelebi'nin izleriyle başarılı bir şekilde sunuyor. Karantina sürecinde izlemeye başladığım "Muhteşem Yüzyıl" dizisini izlemiş biri olarak kitabı okurken kendimi tekrar diziyi izlemiş gibi hissettim. Diziyi izlerkenki bakış açım kitabı okurken de aynıydı. Topkapı Sarayı' na alınan kölelerin Osmanlı Devleti için kapının önündeki paspas kadar bile değersiz olduğunu iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Berbat bir yönetim anlayışı, berbat bir zihniyet . İyi ki padişahlık makamı bitmiş cumhuriyet kurulmuş dedirten vahşetler... Okurken bile dayanılmaz olan bu zulümler sadece kölelere değil bizzat hanedan üyelerine de yapılıyor. Sürekli bir ölüm korkusu sürekli bir savaş hali insanı ölmeden öldüren bir psikoloji hali değil midir? Gelelim iktidar yani padişah ile onun köleleri arasındaki ilişkiye. Yazarımız kitabın şöyleşi kısmında şöyle bir ifade kullanıyor: "Bu romanı 'iktidar alevinin çevresinde dönen pervaneler' i anlatmak için yazdım." diyor. Sanırım bu cümlesi kitabı özetler nitelikte. Kraldan çok kralcıların her devirde var olduğunu var olacaklarının mesajını veriyor anlamak isteyene. Son olarak, yukarıda iyi ki cumhuriyet ilan edildi demiştim fakat cumhuriyetin ilanıyla da hala değişmeyen birtakım zihniyetler var. Halkların kolektif bilinçaltı düşündüğümüzden daha baskın çıkıyor olacak ki daha cumhuriyetin ilk yıllarında bir başbakan asılıyor.
1000Kitap
Engereğin GözüZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 201924,7bin okunma
10/10
·400 syf.··
2020 49. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2020 14:21
Okuduğum ilk kişisel gelişim kitabıydı Savaşçı. Savaşçı ile tanışana kadar kişisel gelişim kitaplarının çoğu para tuzağı olmaktan öte değildi benim gözümde. Ama ne yalan söyleyeyim bundan sonra bu kitap denginde ya da ötesinde olmazsa yine okuyamayacağım bir tür olarak kalacaktır kişisel gelişim kitapları. Kitap Doğan Cüceloğlu ile Arif Öğretmen'in sohbet havasında diyaloglarından oluşuyor. Çoğunlukla felsefik ve psikolojik olan kitap yer yer sosyolojik dokundurmalar da içeriyor. Savaşçı, kendini tanımak isteyen her bireyin tanışması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabı okumadan önce hepimiz kendimizi gayet de iyi tanıdığımızı düşünürüz fakat kitabı okumaya başladıktan hemen sonra kendinizi sorgulama ihtiyacı hissediyorsunuz. Yazarımız savaşçı bir insanda olan veya olması gereken özellikleri saydıkça bizdeki benlik kavramı da ortaya çıkıyor. Kitabın bir yerinde de geçen "ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz." sözünde olduğu gibi kişinin aslında nasıl biri olduğunu eylemleriyle anlayabiliriz. İd, ego, süperogo, kolektif bilinç, nesnel ben, gestalt psikolojisi gibi kavramlarla bireyin kendini bulmasına, kendini tanımasına yardımcı olmaya çalışan yazarımız sanırım bunu başarıyor. Çok sıradan gibi gözüken birçok kavramın aslında kişiliğimiz üzerinde çok etkili olabildiğini anlayacağınız birçok yer var kitapta. Kitap bittikten sonra Doğan Cüceloğlu gibi çevremizde profesyonel destek alabileceğimiz biri olsa keşke diye düşünmeden edemiyor insan. Bir nevi meditasyon yapmış olacaksınız bu kitabı okuyarak. Ben bu yüzden kitabı özümseye özümseye okudum. Kitapta en çok sevdiğim iki yer vardı. İlki bitmemiş işler üzerine olan kısım ikincisi de kendini bilme, gücünün farkına varma kısmı. Özellikle gestalt psikolojisiyle bitmemiş işler üzerine yazılanlar hayata
1000Kitap
SavaşçıDoğan Cüceloğlu · Remzi Kitabevi · 202112,8bin okunma
10/10
·133 syf.··
2020 47. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 20 Eylül 2020 19:55
Yeşilçam filmlerinin sıkça işlediği iki klasik konudan biri olan düşman iki ailenin çocuklarının birbirine aşık olması(diğeri zengin kız fakir oğlan) teması ne ilk ne de son kurgudur. Konunun basit oluşundan mıdır yoksa toplum olarak doğu-batı bu temaya zaafımız olduğundan mıdır Türk ve Dünya edebiyatında sıkça rastlanan bu konuyu belki en iyi ele alan yazardır diyebiliriz Shakespeare için. Konu aynı olunca sonları bari farklı olsun diye bekliyor insan ama o hazin son her hikayenin sonunda kendini ortaya çıkarıyor maalesef ki. Çevirmenin dediği gibi önemli olan konu değil konuyu işleyiştir. Shakespeare, böyle bir konuyu muhteşem söz oyunlarıyla tiyatroya o kadar başarılı aktarmıştır ki kitabı okurken adeta tiyatroda onları izliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Klasik akımın etkilerini bu eserinde başarılı bir şekilde görmek mümkün. Ve kitap biterken herkesin dilinde o meşhur replik : "Romeo, Romeo neden Romeo'sun sen? İnkar et babanı adını yadsı! Yapamazsan, yemin et sevdiğine, Vazgeçeyim Capulet olmaktan ben! “
1000Kitap
Romeo ve JulietWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202475,7bin okunma