Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum." demiş Hz. Ali. Peki ya cehaleti yenmek için köy köy gezip eşeklerle oralara kitap taşıyan, uyuyan bir milleti uyandırmaya çalışan Mustafa Güzelgöz'ün bu mücadelesi karşılığında onun için ne yapmalıyız? Ne yapmalıydık?
İlk defa bir kitabın incelemesini yapmak için çok hevesli ve istekliyim. Fakir Baykurt biz kitapseverler için muhteşem bir gerçek hayat hikayesi sunmuş. Mustafa Güzelgöz değil güzel yürek denilmişti onu anlatan belgeselde. Gerçekten de onun o zamanın şartlarında cehaleti yenmek adına yaptığı bu vefalı çalışmayı ayakta alkışlıyorum.
Kitabı okurken Mustafa Güzelgöz'ün azmine inancına hayran kaldım. Hikayesini anlatırken kendini ifade edişine, verdiği örneklere, yaptığı benzetmelere, durum tespitlerine şapkamı çıkardım. Mütevazı oluşu beni ayrıca etkiledi.
Kitabı olmayan bir memlekete kütüphane yapmak çölde su bulmaya benzer diyor .
Geri kalmış toplumları tek başına eğitmeye çalışması ilk başlarda takdir edilse de sonrasında hak etmediği muameleyle karşılaşıyor. Meyve veren ağaç taşlanır atasözünü söyleyenler belki de ona yönelik söylemişlerdir.
Beni çok üzen işinden olduktan sonra birilerinin çıkıp buna engel olacağına dair yaşadığı hayal kırıklığıydı. O an gözünden düşen o gözyaşlarını silmek istedim. Zaten nerde karanlığa ışık yakmak isteyen olsa ilk önce onun ışığını söndürürler.
Köy Enstitülerinin kapatılışını ayrıca ele almak istiyorum. Bence gelmiş geçmiş en kötü siyasi hareket Köy Enstitülerinin kapatılmasıydı. Hasan Ali Yücel'in büyük bir umutla açtığı kurum maalesef siyasi partilerin aracı olup kapatılması geleceği karanlığa sürükledi. Ordan yetişen her yazarın eseri buram buram Anadolu buram buram toprak kokuyorken kendilerince haklı gördükleri sebepler yüzünden onları
" Halkın karanlıkta kalmasını isteyenler, araç olarak dini her zaman, her işe kattılar."
...
Bizim halkımız çok yüzyıl öncelerinden beri uyur. Çok kötü biçimde afyonlanmış gibi uyur. Üfürükle tükürükle sersem tavuğa çevirmişlerdir onu. Bizim halkın durumunda olup da uyanmak çok zordur örneğin!"
"Kadını erkeğin arkasına atan, onunla bir mecliste oturamayan, bir çatı altında kadın erkek birlikte bulunmak gerekince araya perde geren toplum hiç bu çağın toplumu olabilir mi?"
"Beyim diyor, bizim yolumuz, köprümüz, çeşmemiz yok; kitaplığı ne yapacağız?
Anlatıyorum ona : Eğer kitaplığınız olursa, yolunuz, çeşmeniz, köprünüz de olur!"