Fizyolojik olarak emzirememesi, birinin bebek bezi değiştiremeyeceği veya bir bebeği duygusal olarak besleyemeyeceği anlamına gelmez. Ayrıca emzirme artık bebeğin beslenmesinin ana kaynağı olmadığında ebeveynlik konusunda biyolojik olarak hiçbir fark yoktur. Kadınlar annelik için daha ince ayarlanmış bir içgüdüye sahipse de bu mutlaka kökleri cinsiyetlerinin biyolojisinde yer alan bir içgüdü değildir. Birçok erkeğin kanıtladığı gibi, annelik -çocuğun hassas bakımı- bireyin öğrenmesi gerektiğinde veya birey bunu yapmaya karar verdiğinde öğrenilebilir.
Ailenin duygusal sağlığı konusunda yükü tek başına anneler çeker. Sahip oldukları enerjinin sınırlarını zorlarlar, tıpkı yıllardır yaptıkları gibi. Erkeklerden çok kadınların depresyona girmesinin nedeninin işyükünün böyle eşitsiz dağılımı olduğuna inanıyorum.
Hayatın ilk yılında dönem dö-nem, saniyede üç milyar yeni sinaps oluşur. Büyük ölçüde hangi beyin yapılarının ve bu yapıların ne kadar gelişeceğini, hangi sinir merkezlerin hangi diğer sinir merkezleriyle bağlantı kuracağını ve davranışı kontrol eden ağlar kuracağını her bebeğin ilk yıllarındaki bireysel deneyimleri belirler.
Kilitli bir kütüphanede durmadan tozlanan, hiç okunmamış bir kitap gibiyim. Uzun ve sıkıcıyım. İçinde ne olduğunu kimse bilmiyor. Merak da etmiyor işin kötüsü.
İyi bir cinayetin en kötü tarafı, sır olarak kalması, kimseye anlatılamamasıdır derler. Biz millet olarak iyi yaptığımız işle iftihar etmeyi pek sevdiğimizden olacak, gizli kapaklı cinayetler işlemekte mahir değiliz. Anlatıp iftihar edemeyecek olduktan sonra, ne diye mükemmel cinayetler işleyelim?