Pelin Ç.

Pelin Ç.
@_pelintheplain_
Bütün yaşantımız bir ritmin elindeydi. Hangi ritmi yakalamışsak, onun!
Okul Öncesi Öğretmeni
1 Şubat 1988
200 okur puanı
Ocak 2021 tarihinde katıldı
Puan vermedi·464 syf.··
Beğendi
·
2021 46. kitabı
·
16 günde okudu
·
Okunma: 06 Aralık 2021 16:17
İnsanların çoğu kendilerini kandırmaya iç hesaplaşmalarında haklı çıkıp vicdanlarını susturmaya meyillidir. Azınlıkta bir grup ise kendi kafalarında bile ikiyüzlü bir hale mahal vermeye tahammül edemez. Yaradılış gereği hareketlerinin sorumluluğunu almayı doğal görür çünkü aksi türlü yaşamayı bünyesi kaldırmaz. Çocuk yaşta iyi niyetli ve etrafa duyarlı olmanın cezasız kalmayacağı öğretilen Jude da hayatı boyu zaaflarına ve güzel kalbine esir düşen azınlıktakilerden biridir. Çünkü duygularıyla hareket eden, bazı birkaç cümlede bile hissettikleriyle dolup taşan insanlar için “dünya bazen cehennem olabilir”. Nitekim duyduğu bir ilahi üzerine yollara düşüp “beni ancak bunu yazan kişi anlayabilir, onunla konuşmalıyım” diyen Jude bu kez de düşüncelerle duyguların kesişemeyebileceğini keşfeder. Böylesine yüzeysel bir adamın nasıl bu derin sözleri yazabileceğine dair şaşkınlığı çoğu zaman anlam peşinde koşarken basitlikte kaybolduğumdan beni çok etkilemiştir. Bir de kendine hesap verebilmek için yaktığı kitaplar, ki iç hesaplaşmada bu cesareti kendine gösterecek kişi pek azdır, bana içine düştüğü ikilemi tam anlamıyla hissettirmiştir. Hayaller, ilişkiler, insanlar ve evlilik üzerine olayları “tesadüfe bağlı sonuçları yerine özlerindeki sağlamlık bakımından” yorumlamak isteyen Jude ve Sue’nun hikayesini, bir düzen ve varoluş sorgulaması olan kitabı; edebi açıdan zengin, okunanları neredeyse gözler önüne seren tasvirlerle bezeli, oldukça akıcı, zihni; cümleler ve olaylar üzerine düşündürmesi yönünden epey başarılı buldum. Sabahattin Ali’nin dilediği gibi keşke herkesin içindeki iyilik kadar iyi bir hayatı olabilse, dedim ben de! Keyifli okumalar! Not: Filminde çoğunlukla olaylara bağlı kalınmış ancak ben kitabın yanından bile geçemeyeceğini düşündüm, mümkünse
Adsız Sansız Bir JudeThomas Hardy · İletişim Yayınevi · 20141,782 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·408 syf.··
Beğendi
·
2021 35. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2021 12:39
Kafamda hep “ahh bir ömür yetmiyor layıkıyla yaşamaya” der dururum. Sanırım bunu; geç fark eden, hayatı anlaması zaman alan, hatalar yapanlar sık sık tekrarlamıştır. Bazılarıysa “kaçıncı yirmisini yaşıyor” acabayı düşündüren hafiflikle geçer pıtır pıtır. Kirke işte ilk gruptaki caanım karakterlerden biridir ki doğduğundan anlarız çok yanacak bu kız diye. Ne yazık ki övünülmesi gereken saf ve temiz duyguları onu güçsüz ve beğenilmeyen biri yapar. Elbette bu, “zaman ve irade” meselesidir fakat bu kavramlar kişilere ve olaylara göre farklı seyredebilir. Fakat biz fanilerden farklı olarak ölümsüzlüğe nail olan kahramanımız pek çok şey görüp geçirir düşer kalkar yine de vakti olduğundan bizim gibi akıp giden ömrüne hayıflanmaz daha da güçlenebilir. Kirke tüm hikayelerinde yalnız başına olayları deneyimleyen her seferinde bi yerlere toslayıp -tüm iyi niyetine ve nezaketine rağmen- hatalarından ders çıkarmayı bilen, güçlü -kendisi farkında olmasa bile- bir kızdır. Güçlenmenin yaralanmaktan geçtiği, hayatta zayıf bir duruşa yer olmadığı kanıtlanır sayfalar boyu ancak yaşanacak güzel şeylerin de bu güçlüklerin arasından, er ya da geç doğacağı da açıkça görülür. Yine de her daim mutlu bir hayat için yeterli mi; bir bilinmezdir, mücadele ve kendini keşfetme olmazsa olmazdır! * * * Yarası bir türlü iyileşmeyen kralla ilgili çok hoşuma giden bir hikaye geçer kitapta: Ne doktor ne de zaman para ediyormuş yaranın iyileşmesi için. Kral bir kahine gitmiş ve cevabını almış: Yarayı yalnızca onu açmış olan adam, onu açarken kullandığı mızrakla iyileştirebilirmiş. Böylece kral düşmanını bulana dek topallaya topallaya bütün dünyayı dolaşmış, düşmanı da onu iyileştirmiş. İyi de kral onda o kadar derin bir yara açmış olan adamı kendisine yardım
Ben, KirkeMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202444,2bin okunma
Puan vermedi·360 syf.··
Beğendi
·
2021 25. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 23 Nisan 2021 23:20
Adalet Ağaoğlu’nun okuduğum iki kitabı ardından bende kalan his; onun, insan zihnini bir saniye bile başka yöne kaymasına izin vermeyecek şekilde çalıştırmasıdır. Karakterleri hayalcidir; zihinden konuşmayı ve ihtimalleri yaşamayı sever. Bu yüzden bir olay yaşanırken iç sesler hiç durmaz, o olayın yaşanabilecek tüm versiyonları okuyucuya sunulur. Düşünceler, mekanlar ordan oraya akar. Gerçekle hayal birbirine karışır, geçmiş ve gelecek arasında mekik dokunur. Cümleler gümbür gümbür; sert, tokatlar insanı. İçerlere dalıp en diplere ayna tutar çünkü, kıyıda köşede kalmış düşünceler ayan beyan ortadadır. Bununla birlikte hepsi sahicidir, aramızdan karakterlerin gerçek yüzüdür; onlarla birlikte ülkenin gerçekleriyle yüzleşir ya da kimi zaman yüzsüzleşiriz. Elbette bu tempoya ayak uydurmak zihni yorar; sıkı takip gerektirir, bir yandan da damakta bıraktığı tat bir başkadır. Bu tadı tanımlamanın peşinde pek hoşuma giden şu incelemeyi de hemen yana iliştirmek isterim. ( #104379968 ) Bir bakın der, keyifli okumalarrr dilerim!
Üç Beş KişiAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 2014522 okunma
Puan vermedi·158 syf.··
Beğendi
·
2021 23. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 15 Nisan 2021 00:01
En önemlisi insanın kendi vicdani tartısında kendisini yükseltmesidir, der dururuz. Peki günlerce aç kalsanız bazı değerler ne ölçüde önem taşıyabilir gözünüzde yahut hala anlamlı gelebilir mi koşuşturmacalar?! Onurumuzla acı çekmek mi, hile ile acıları dindirmek mi mutlu bir hayatın anahtarıdır yahut hangisi sizi memnun edecek bir yaşam olur?! Konu açlık olunca dışardan ahkam kesmek istemem ancak ruhu tok, gözü tok insanlara nasıl da ihtiyacımız var. Hatta yeni tanımlamalara göre etrafında kendi eğitim düzeyinde, konuşabileceği kimsesi olmayan ruhen yalnız insanlar da fakir sayılmaktadır. Nitekim kahramanımızın da -ne kadar aç kalırsa kalsın- tatlı bir söz duyduğunda, güzel bir güne uyandığında ya da bir çiçek gördüğünde gözleri dolar, ruhu kamaşır. Ancak yazmak, düşünmek, hayal edebilmek pek para etmez. Bu gönlü zengin adama ısınmamak elde değildir. Kitabın, uzun süreli açlığın yaşandığı cümlelerini okumak kolay olmuyor; en mühim fiziksel ihtiyaç tatmin edilmeyince nasıl devam edilir, bilemiyorum. Ve bunun yarattığı derin psikolojik yaralar; alnından öpüp iyi dayandın be kardeşim demek istiyorum. Lakin bu çırpınışlarla geçen üç bölümün ardından son bölümde kitap pat diye kesiliyor; aceleyle bitirilmiş gibi, olaylar bir nihayete varmıyor. Öylece dağınık, belki bir bölüm daha giderdi diye düşünüyorum. Bir de çeviriyi pek sevemedim sanırım. Karnımızın da ruhumuzun da doyduğu bir dünyada yaşamak dileklerimle... Hoşlukta kalınız! Not: Kristiania, Oslo’nun eski adıymış.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,6bin okunma
Her Neyi Arıyorsan O’sun!
Puan vermedi·848 syf.··
Beğendi
·
2021 22. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 10 Nisan 2021 14:14
Hakikati; algıladığı gerçeklik ile algılamak istedikleri arasında arayarak kendini başka kimlikler üzerinden tanımlamaya çalışan bir adamın bilinçaltının hayatını şekillendirmesiyle dolambaçlı bir yoldan -aslında varılacak yer bellidir- kendini bulması hikayesidir. “Sözlerle anlatılması zordur; aranan sanki bir noktada kaybettiği, uzun zamandır aradığı bir şeydir.” Adamımız bazen normalde kimsenin bilmediği görünmeyen tarafı ile Beyaz Subaru Foresterlı Adam’dır; bazen olaylara şahitlik eden yüzü ile Uzun Suratlı Adam olur; bazen iç sesini duyurmak için Kumandan; bazense çocuk yaşındaki halinde kardeşinin ölümüyle dondurduğu zamana döner; Maria, Komi ya da Yuzu oluverir; Donna Anna ile Marie’nin annesi ve T. Amada’nın sevgilisini içselleştirir; hatta bazen yalnız, güçlü, kendine yetmeye çalışan haliyle Menşiki’dir ki nitekim ikisi de sonunda “gerçeği bilmek istemeyen ve yeni gerçekliğin ışığında kendilerini yeniden bulanlardan”dır. En nihayetinde bence hala “yapım aşmasında” bu isimlerin toplamıdır. Belki de kendisine eklenecek yeni isimlere ihtiyacı vardır; bu yüzden hep isimsizdir. Anda yaşadıkları ve geçmişteki anılarını birleştirerek sayfalar boyu karşılaştığı her insanda, nesnede ya da fikirde kendine biraz daha yaklaşırken olaylar, Kieslowski’nin “Üç Renk” üçlemesinden “Mavi” olandaki bir sahneyi tetikledi aklımda, adamın içindeki acıyı nereye koyacağını bilemeden kendini oradan oraya savurduğu zamanlarda. Meşhur duvar sahnesinde, hızlı adımlarla yürürken yanında uzayan duvar boyunca elinin sırtını duvara sürter uzun süre sessiz kalan kadın, acıyı somutlaştırır ve film boyu o yarayla gezer durur. Yaşananların bir nevi “nişanıdır” o, tıpkı adamımız tabloları gibi. youtu.be/4_TlttzvHTw ~ Sahneyi şuracığa bıkarıyorım. Kitap, müziğin ve hüznün değişik
Kumandanı ÖldürmekHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20182,282 okunma