kyrios maldoror

Hölderlin
‘Kim acısının üstüne çıkarsa, o yükselecektir.’
Reklam
Goethe
sakin, tutucu ve huzurlu bir hayattan fırlatılırız birdenbire dünyaya yüz binlerce dalga çalkalar her şey tahrik eder bizi, bazısı hoşumuza gider, bazısı keyfimizi kaçırır uymaz bir saatimiz bir saatimize gider geliriz huzursuz duygular arasında, hissederiz ve hissettiğimiz şeyler alır götürür dünyanın renkli kargaşasını.
Sayfa 19·Kitabı okuyor

kyrios maldoror

, şu anda okuyor
496 syf.
Stefan Zweig
8.9/10 · 2.683 okunma
YEVGENI YEVTUŞENKO, (1957)
Bambaşka bir insanım ben, hem çalışkan hem tembelim, bir amacım var ama amaçsızım yine de! Elim her işe yatmaz öyle, beceriksizim, utangacım, kabayım, hem kötüyüm hem iyiyim. Kutuplar birleşir içimde Doğu’dan Batı’ya kadar, kıskançlıktan sevince kadar. Bilirim, böylesi sevilmez insanım, ama asıl değerli olan bana kalırsa kutuplardır! Saman yüklü bir kamyon gibi yüklüyüm ben de. Sesler arasında uçarım, dallar arasında uçarım, gözlerim kelebeklerle dolu, samanlar taşar her yanımdan. Bütün canlıları selamlarım! Tutkuluyum, ateşliyim, coşkunum! Sınırlar dikilmiş önüme; bilmiyorum Buenos Aires’i, New York’u bilmek isterim; Londra sokaklarında gezmek ve kırık dökük İngilizcemle canım kimi çekerse onunla konuşmak isterim.
Tanrım, rahatsız ediyorum, özür dilerim. Fark ettiniz mi Tanrım, bu aralar çenem hayli düşük; ödeyemediğim kira borçları, veremediğim sınavlar, şunca yaşanmışlığıma karşın defaatle kendimi ortasında bulduğum sahtekarlık, çıkar ilişkileri falan... Yine de şükürler olsun, zahmet etmemişsiniz, hepsi olanca haliyle berbat. Hiç değilse bu bayram şeker niyetine beşer dolar dağıtırsınız diye düşünmüştüm de, yanılmışım. Kilometrelerce yoldan geldim, elimde yaşantımın, tanıklığımın makbuzu ile uzunca merhabalar getirdim. Bakın lütfen; görüyorsunuz, ben ne kadar sabırsam onlar o kadar gammış bana. Üstelik tıksırklı, tüysüz bir kedi gibi hastalıklıymışım. İşaret parmağımla müsadenizi isteyerekten, soruyorum; açlıktan, dişlerini toprağa geçirecek gibiyken, ezberlenmesi zor tüm bu öyküler, hırslar, sevinçler içindeyken. Virgülü, noktayı, çok yorgunluğumu boşvererekten soruyorum; şu eller, hisler, oteller, minik köpekler, begonvil felan, gerçekler mi, gerçek misiniz Tanrım? Karşınıza geçmiş yumruğunu sıkmış vaziyetteysem, öfkemi görüp, kararlı yüzümü okşar mısınız sahiden? Değiştin sen, farklısın benim için. Belki kolalı yakası ile şık bir gömlek içinde değilsin, keza pürüzsüz ve esmer de değildir tenin... Ama Tanrım, öyle tatlı, öyle tatlısın ki, gülümsemiş, hatta bir kalbe sahipsin gibi. Kim bilir, harika bir sesin, rengarenk bulutların da vardır senin.. Öyle bir şeysin ki, ne desem karşılamaz. Kalbe değen bir dinginlik oluyorsun bazan, kimi zaman ise sabaha karşı çığıran bir meydan muharebesi... Evet, istiyorum Tanrım. Çağımda görmeyi istemediğim yoksulluk, haksızlık gibi. Dengeme bir demet çiçek, sabrıma koca bir öpücük istiyorum? Son bir şey; "Adını, seviyor musun?"
Reklam