Annemle babam için de genellikle böyle düşünmüşümdür. Onlar benim kendi çocukları ve dolayısıyla da onlar gibi olduğumu düşünürler. Ama ben kendilerini sevsem de, yine onlar için anlayamayacakları, yabancı bir insanım. Onlar benim için, hele benim ruhum için en önemli olan şeyi ikinci derecede bulurlar, onu benim gençliğime, geçici hevesime verirler. Bununla birlikte beni severler ve iyiliğim için her şeyi yaparlar. Bir baba çocuğuna burnunu, gözlerini, hatta aklını bırakabilir, ama ruhunu veremez. Ruh her insanda yenidir.
İstencin hiç değeri olmadığını, her şeyin bizim hiçbir etkimiz olmadan yolunda yürüyüp gittiğini sezdiğimiz için olacak, çoğu zaman aptalca üzülürüz. Ama bir kimsenin kötü olmaktan başka bir şey elinden gelmiyorsa bile, yine de suç denen bir şey vardır. Çünkü bu kimse bu suçu kendinde duymaktadır. Bundan dolayı da iyinin yine doğru olması gerekir. Çünkü iyi insan hoşnut eder ve vicdan erinci verir.
İki insan arasında, bunlar birbirlerine sıkı sıkıya bağlı da olsa, hep bir uçurumun açık olduğunu ve bu uçuruma ancak sevginin, o da zaman zaman, bir köprü kurabileceğini daha bilmiyordum.