Ömer F.

Ömer F.
@_sherlocked
hiç
Hayat ve Huzur
10/10
·415 syf.··
2024 3. kitabı
·
88 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2024 15:33
Henüz bitirdim. Bir inceleme yazısı değil -haddime de değil- yalnızca ne hissettirdiklerini bir nebze olsun not etmek istedim. Fakat bu bir inceleme yazısı olsaydı, Tanpınar'ın bu romanı yazarken yaptığı gibi 4 farklı bölümde yazılmış olurdu. Çünkü ne Nuran'ın Mümtaz'da bıraktığı hisleri Türkçe'nin bilinen veya bilinmeyen tüm zenginlikleriyle anlatan dili kitapta bulunan üst sanatsal ögelerle karıştırırdım; ne de psikanalitik betimlemeleri kusursuz olay örgüsüyle. Şark'a ve Garp'a doğrultulan bakış açılarının birbirine zerk edilerek verilmediğini, yalnızca gerektiği yerde aynı zemine oturtulup tüm özgürlüklerini koruyarak birbirini yer yer tamamladığını nasıl anlatabilirdim ki bir inceleme yazsaydım? Olsa olsa ismini duyduğum ama hayatını bilmediğim, Beyati Peşrevi'ni yıllardır icra ettiğim Neyzen Emin Bey'in; Ferahfeza Mevlevi Ayini'ni Tanpınar vesilesiyle bana hediye eden Dede Efendi'nin ve hatta gerçekte yaşamamış olsa da Tanpınar'ın kaleminde cisim bulan Talat Bey'in aslında Neşati'ye ait olan Mahur Bestesi'nin bende bıraktığı hisleri anlatabilirdim. Ona da dilim dönmezdi ya, neyse... Ben bir aşk tasavvuru okudum bu kitapta ki Mümtaz'ın roman boyunca eşyaya olan yaklaşımı Nuran'ın kendinden önceki hayatında kullandığı eşyalarda bambaşka bir renge bürünür. Sevdiği kadının büyürken yanında olan eşyaları, Mümtaz'ın Nuran orada yokken dahi onlara da aşkla yaklaşmasına neden olur. Son bir paragrafı, duyguları yaşarken tezahürlerini hareketlerimizde fark etmediğimizi; Tanpınar'ın bunları bir fener gibi aydınlatıp önümüze koyduğunda da ne denli şaşırdığımıza ayırıyorum. İyi ki varsın Tanpınar...
HuzurAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 201921,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·559 syf.··
2024 1. kitabı
·
81 günde okudu
·
Okunma: 15 Şubat 2024 00:20
İnce ince işlenen olaylar akışının yanı sıra olağanüstü bir betimlemeyle Paris tablosu.. Yazarın kendi döneminden 3 asır öncesinin Paris'ini sokaklarında gezer gibi anlatması; 10 yıl önceki şehrini hatırlamayan beni hayranlıkla (dürüst olalım biraz da kıskançlıkla) okumaya sevk etti. Tarihi Notr Dame Katedralinin tüm ayrıntılarını bir içinden bir dışından tek tek anlatırken yazar, mimarinin 15. yy'da geçirdiği kırılma noktasını da tüm açıklığıyla gözler önûne sermektedir. Platformda hayranlıkla okuduğum Notr Dame'ın Kamburu incelemelerinin yazarları kadar birikimimin ve söyleyecek sözümün -henüz- olmaması çok yazık, ancak dikkatimi özellikle çeken bu noktayı da yazmak isterim: Okurun, hayatın genel ve büyük olaylar akışında karşısına çıkan ikilemleri yalnızca bu büyük olaylar zincirinde bırakmamış yazar. Bu olayları besleyen karakter duygudurumlarına merceğimizi çevirirsek hemen hepsinde kişisel ikilemlerin ön plana çıktığını, bu durumun da Esmeralda-Quasimodo yani yegane ikilem olan güzellik ve çirkinlik gibi bir tezatlığı beslediğini görürüz. Farazi kalmasın, listeleyelim: -Başdiyakoz Frollo- İnanç ve bilim birikimini 30'lu yaşlarda çok güçlü bir şekilde içinde taşıyan rahibin ilerleyen bölümlerde karşımıza çıkan aşk-inanç ikilemi -Quasimodo- Hamisi, kurtarıcısı ve hayattaki çirkinlik dışında yegane varlığı olan başdiyakoz ile yine ilerleyen bölümlerde ikilemine düşeceği aşk hissiyati -Yazar Pierre Gringoire- Kitabın son kısımlarında karşımıza çıkan; yazarın minik keçicik Dijali ile Esmeralda arasında bir seçim yapmak zorunda kalmasını hafife alacak olursanız alın size bonus :) -Kral X| Louis- Kraliyetinin gücünü nispeten azıya alan bölge savcılarının karşısında halkının ayaklanmasına sesi çıkmayan Kral, insanların ölüm ve hayat haklarını elinde bulundurduğuna
Edebiyat
Notre Dame'ın KamburuVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202242,1bin okunma
Zor bir doğum, hassas bir cerrahi müdahale.
10/10
·168 syf.··
2023 14. kitabı
·
48 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2023 10:06
20. yüzyılın başlarında; devrim döneminin Rusyasın'da tıp fakültesinden yeni mezun olmuş, 25 yıllık ömrünün büyük kısmını dirsek çürüterek geçirmiş genç bir doktorun otobiyografisine şahitlik ediyoruz. Diplomasının mürekkebi daha kurumadan şehir merkezine oldukça uzak bir mesafedeki kasaba hastanesine sorumlu doktor olarak atanan Bomgard, konfor alanından ilk defa bu kadar sert bir çıkış yaşadığı yeni hastanesinde ilk görev sürecine başlar. Tecrübe ettiği vakalar ve onlara yaklaşımıyla 25 yılı iki defa yaşamış bir insanın olgunluğunu dışarıya gösterse de her yalnız kaldığında "ya şimdi kapı çalınır da bir ters doğum vakası gelirse?, peki patlamış fıtığa ne demeli?" türünden endişeleri içinde yaşar. Günümüzde tıp fakültesinden henüz mezun olmuş bir doktorun 4 ila 5 yıl süren asistanlık eğitimini tamamlamadan ameliyat yapma yetisinin tam anlamıyla oturmaması, Bomgard'ın sorumlu doktor olarak atandığı bu hastanede her türden vakaya gerek klinik gerek cerrahi müdahale etme zorunluluğunun kendisini ne türden zor bir durumda bıraktığını gösterir. Gündüzlerini hastanede çevre köylerden gelen hastaların muayenesiyle; gecelerini ise her türden vakaya hazırlıklı olmak için kitaplarıyla geçiren Bomgard'ın mücadele etmesi gereken önemli bir sorun söz konusudur: Yerel halkın batıl inançları. Devrimin topluma etkisinden de yer yer söz eden yazar, fakülteden bir arkadaşının kendininkine benzer atanma durumundan sonra morfin bağımlılığına tutulmasını da arkadaşının günlüğünden yayımlayarak anlatır. Akıcı diliyle okumaktan keyif aldığım Bulgakov başyapıtı bu kitap, sorumluluklarıma duyarlılığımın seviyesi konusunda beni bir küçük dürttü :)
1000k
Genç Bir Doktorun AnılarıMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202332bin okunma
Acelet et, kahve soğuyacak!
7/10
·200 syf.··
2023 12. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2023 14:18
--Teşekkürler Barış Özcan-- Kitabın içeriği aynı kişiler etrafında dönen ve birbirinden bağımsız olmayan 4 hikâyeden oluşuyor. Hikâyelerde konular çok derin işlenmemiş olmasına karşın kitabın size düşündürdükleri ve sordurduğu sorular kitabı okunmaya değer kılıyor. Kitabın aslında bir tiyatro oyunu metninin romanlaştırılmış versiyonu olduğunu da söyleyelim. Kitabın ilk sayfasında, tam ortaya gelecek şekilde yazılan o soru ikinci sayfaya geçmeme bir süre engel olacak kadar düşündürdü beni. Daha önce kendime sormayı hiç akıl edemediğim bir soru: "Geçmişe gidebilseydiniz kiminle buluşmayı tercih ederdiniz?" Tokyo'nun ara sokaklarından birinde -belki de en mütevazısında- bir bodrum katta; içinde yalnızca 3 tane iki kişilik masanın bulunduğu, Moka kahve kokusunun tarihi duvarlarına sindiği, her biri antika ve hepsinin farklı zamanı gösterdiği 3 duvar saati bulunan bir kafe.. Bu kafenin enfes lezzetleri ve nefis kahvesinin dışında onu özel kılan bir başka özelliği var: Bu kafe, ziyaretçilerini geçmişte istediği bir tarihe götürebiliyor. Bir dizi sinir bozucu gibi görünmesine rağmen her biri kendi içinde oldukça anlamlı olan kuralları yerine getiren ziyaretçiler kafede bulunduğu süre içinde çok kısa bir zaman için geçmişe gidebilir. Çok kısa bir zaman evet: Yalnızca size ikram edilen kahvenin soğuması için geçen süre. Size özel hazırlanan kahveniz fincanınıza döküldükten sonra başlayan süre, sizin geçmişte herhangi bir tarihte yine bu kafede geçirdiğiniz bir güne gittiğiniz ve geri dönmek için kahvenizi kontrol ettiğiniz süredir. Bahsettiğimiz sinir bozucu görünen kuralların ilki ve en önemlisi olan, "Geçmişe gittiğiniz zaman ne yaparsanız yapın asla şimdiki zamana etki edip değiştiremezsiniz" kuralı her ne kadar geçmişe yolculuğun amacını sıfıra indiriyor gibi görünse de
Zaman
Kahve Soğumadan ÖnceToshikazu Kawaguchi · Epsilon Yayınevi · 202110bin okunma
Kürekten Kaçış
10/10
·565 syf.··
2023 6. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 18 Şubat 2023 00:28
Henri Charrière'nin otobiyografik romanı olan Papillon (Kelebek) 1969 yılında yayıma girdikten sonra 3 yıl içinde yazarın ününü tüm dünyaya yaymıştır. Hiç tereddütsüz ve tüm samimiyetimle söyleyebilirim ki daha önce hiçbir kitabı okurken okumanın verdiği hazzı bu denli yaşamamıştım. Bunun sebebinin de yine açıkça şu olduğuna inanıyorum: "Kelebek" bir otobiyografik romandır ve süper kahraman filmlerinde görebileceğiniz türden maceralar bizzat olayların başkahramanı tarafından yani birincil ağızdan anlatılmaktadır. Roman boyunca aslında önünüzde çayınız ve sigaranız (kitaptan üstüme kalan bir etki de bu sanırım, ben sigara içmem ki), sanki Henri Charriere ile başbaşa oturmuş da sohbet ediyormuş havasında geçen 13 yıl... -------------------------------------------------------------------------------- Henri Charriere 1931 yılında Fransa'da, işlemediği bir cinayet sahte tanıklarla üzerine yıkılarak müebbet kürek hapsi cezasına çarptırılan 25 yaşında bir gençtir. İşlemediği bu suç sebebiyle evinden ve ailesinden okyanus ötesinde bir ülkeye küreğe gönderilen Henri, kürekte geçireceği 13 yıl boyunca defalarca kez kaçma girişiminde bulunmuş ve en büyük amacı kendisini bu "kokuşmuşluk yolu"na hapseden savcı ile jüri üyelerini öldürmek olmuştur. Bu kaçış denemelerinin bir tanesinde neredeyse çok başarılı olmuş, firari bulunduğu 1 yıla yakın zaman diliminin 7 ayında dünyadan bağlantısını tamamen koparan, aslında kendi iç dünyalarında yaşadıkları safkan masum hayatlarıyla uygarlığın tepesinde yer etmiş bir Kızılderili kabilesine katılmıştır. Geçen 13 yıl boyunca Henri'nin etrafında askerlerden kürek arkadaşlarına kadar, bulunduğu zindanlardan yapmak zorunda bulunduğu kürek cezalarına kadar her şey değişim geçirmiş ancak tek bir şey baki kalmıştır: Sonunda Henri'yi kurtaracak olan
İnceleme
KelebekHenri Charrière · E Yayınları · 20196,5bin okunma