Martin; kendini keşfeden, yürümekte olduğu yolda ön yargıları ve engelleri tanımayan, idealleri uğruna çalışan nev-i şahsına münhasır bir kişilik... Okudukça hayran kaldığım, mücadeleci ruhuna bağlandığım Martin'in kendini özgürleştirdiği hedeflerinin sonundaki tatminsizlik çevrenin ona mı yoksa şöhretine mi duyduğu saygının şüpheci bir sorgulamasıydı sanki. Okudukça gözümde Ahmet Cemil canlandı. Servet-i Fünûn'un bahtsız edebiyatçısı... Zaten ikisi de sonsuz denizin derinliklerine açılmadı mı?
Bireysel özgürlüğün ve varoluşsal sorgulamanın adım adım ele alındığı romanda, "Asıl olan hedefe ulaşmak mıdır yoksa hedefe ulaşırken hissettiklerimiz midir?" diye düşünce odalarımıza ışık saçıyor kitap. Okunmalı, okudukça aydınlanmalı...