"Ey kör! Aç gözünü de düşlerden uyan. Simurg'u göremesen de bari küçük bir serçeyi gör. Kaf Dağına varamasan bile hiç olmazsa evinden çıkıp kırlara açıl; böcekleri, kuşları, çiçekleri ve tepeleri seyret. Bırak dünyanın haritasını yapmayı ! Daha hayattayken bir taşı bir taşın üstüne koy. Gülleri ve bülbülleri göremeyip gün boyu evinde oturan adam Dünya nın kendisini hiç görebilir mi?"
Hepimizinki günübirlik hayatlar; hatırlayanın, hatırlanandan farkı yok. Hem anılar hem de onların nesnesi. Her şeyi unutmuş olacağın günler kapıda, her şeyin seni unutacağı günler yakın. Bil ki çok geçmeden hiç kimse ve hiçbir yerde olacaksın..
...beni mutlu kılıyordu. Bütün korkularıma, tedirginliklerime, çekincelerime karşın değişmeyen tek gerçek buydu, o, kimsenin yapamadığını yapıyordu bana. Yüreğimi nedensiz bir mutlulukla dolduruyordu. Karşılaştığımızda yeniden anlamıştım bu yadsınamaz gerçeği...
"Yüreğimin yap dediğini, aklım yapma der.
Aklımın soylu bulduğu, yüreğimce dalkavukluktur; yüreğimin doğru bulduğuysa aklımca suç. Bir yanım bahar rüzgârı gibi uçarı, tez canlıdır, öteki yanım kış soğuğu gibi katı, ağır kanlıdır. Bir yanım içimden gelen seslere kulak verir, öteki yanım öğrendiklerime, bildiklerime."